22 Aralık 2010 Çarşamba

Tavsiyelerim: Beyaz Kraliçe


Philippa Gregory hakikaten kraliyet tarihini yazmada büyük bir usta...Eğitimini almış olduğum İngilizce'nin gerek tarihi gerekse edebiyatı her daim okumaktan hoşlandığım şeyler arasında yer alır. Birkaç sene önce Boleyn Kızı adlı kitapla yaşamıma giren Gregory'nin tüm kitaplarını okudum. Ve bu son kitabında ise Tudors'lardan önce İngiltere'yi yöneten Plantagenet Hanedanı'na yolculuk ediyoruz.

İki çocuklu bir dulken birden Kral Edward'ın eşi olarak İngiltere Kraliçesi olan Elizabeth Woodville'ın öyküsünde aşka, hırsa ve güce dair pek çok ögeyi aynı anda tadabiliyoruz.

Tarih severler bu kitabı kaçırmasın...

BURCU AŞÇI
ARALIK 2010
ISTANBUL.

16 Aralık 2010 Perşembe

Resim Sevdalılarından Derleme...

Erenköy Gönüllüleri'nin karma sergisi gerçekten görülmeye değerdi. Bu amatör ressamların herbirini tebrik ediyorum...Ve sözü fazla uzatmadan, sizleri bir avuç resim sevdalısının tablolarıyla başbaşa bırakıyorum...










BURCU AŞÇI
ARALIK 2010
ISTANBUL.

5 Aralık 2010 Pazar

Balık'ın şarap hali...

Canım dostum Elif...
Ben yine dalmışım bir yerlere...kuvvetli ihtimal sokaktaki çalgıcılara bakıyorum...


Balık, ahtapot, tereyağda karides, barbunya pilaki, haydari ve enfes tatta Nevzade Beyaz Şarap...
Ladies' Night...Bayanlar Gecesi der İngilizler...Elif ile bu şahane menünün yanında keyifli sohbete daldık ve akşamın neon ışıklarında kah geçmişten, kah şimdiden, aşklardan, işten, projelerden ve sevgililerden bahsettik...
Bundan sonra her ay bu tekrarlanır ve lady'ler soluğu balıkçıda alır.
NOT: Esasen benim tercihim rakı olurdu lakin Elif şarap düşkünü olduğundan masa adabı gereği eşlik etmeyi uygun gördüm:)

BURCU AŞÇI
KASIM 2010
ISTANBUL.

Yağlıboya keyfi...






BMKM'de Aralık ayında da sergiler devam ediyor. Hem sabahları gönüllü öğretmenliğim için uğruyorum oraya hem de ders çıkışında sergi keyfini yaşıyorum. Taner Akıner'in yağlıboya sergisinden kendimce beğendiklerimi aktarıyorum...

BURCU AŞÇI
KASIM 2010
ISTANBUL.

30 Kasım 2010 Salı

Nedamet Çiçeği


Ya sakla
Ya da yasakla
Akışkan bir sevinin soluklandığı diz kapaklarını

Ben sus
Sen pus
Aramızda dilsiz ve çekik bir nihavent makamı

Yaklaşsam soluk bir bulut ağlar, çisil çisil
Dokunsam, buğulanır kadehler kan çanağı
Gayrı dursam, mahpusluk çeker yelkovan
Ellerimde bir buket nedamet çiçeği

Kızgın söylemlerin bükük çehresinde
Yaraladığım gözlerin küskün mavi
Sussam, takılır geçmişin silik karelerine
Sözlerin, dudak yakar ateş misali


Avuçlarımda yeşerir özrüm, kabahatim bine bölünür

Vursam, kendimi kendim asar yine akşamlarda
Dönsem, bir kuş kanadında çırpınır hasret
Gayrı sevsem, akıt saçlarını göğsümün kıyısına
Ellerimde bir buket nedamet çiçeği

Can etmedi can’a şu canan’ın ettiğini

Kussam, mideme vuran ayyaş sensizliği
Söksem, gölgemde çakılı gövdeyi
Gayrı yakarsam, bir dilim meşk için
Boynunun çukurunda neferi olsam nefesinin

Sen sus
Ben pus
Ellerimde bir buket nedamet çiçeği

BURCU AŞÇI
KASIM 2010
ISTANBUL.

28 Kasım 2010 Pazar

En Anlamlı Hediye...


Öğretmenler Günü dolayısıyla gerek anaokulundaki öğrencilerimden gerekse diğer öğrencilerimden büyük-küçük pek çok hediye aldım. Elbette, en önemlisi böyle bir günde anılmak, materyal kısmı beni pek ilgilendirmiyor.

Ancak, ADD'de yapmakta olduğum gönüllü öğretmenliğimin benim için yeri apayrıdır...Ve sanırım en anlamlı hediyem de dernekteki kurucu hocalarımdan geldi...

Konya Karapınar Hatıra Ormanı'nda Tema Vakfı aracılığıyla, adıma dikili bir meşe ağacım var...

Ve bu anlamlı hediyenin belgesinde yer alan son cümleyi ise sizlerle paylaşmak istedim ki daha güzel bir dünya için umarım herkes böylesi bir projede yer alır:

" Gelecek kuşaklara daha güzel bir dünya için yapılan bu katkıya vesile olduğunuz için teşekkür ederiz." (TEMA)

Umarım, ağacın değerini bilen kuşaklar bu ülkede özgürce soluk alabilir...

BURCU AŞÇI
KASIM 2010
ISTANBUL

21 Kasım 2010 Pazar

Rahatsız-lık???


Yazdığım yazılardan rahatsız olan bir iki okuyucu varmış...Yani, şimdik ne diyeyim ben size? Ama buyrun bir şeyler diyeyim tabi ki...

Birincisi, ikinizde bayansınız ve "yaşamın kıyısından" bölümünde yazdığım kimi yazılardan muzdaripsiniz anladığım kadarıyla...

Hangisini ele alalım? "Erkek Neylesin?", "Sus Payı" veya " Mutluluk Oyunu" ya da diğerleri...

Ki, dikkatli bakarsanız benim "aşk"ı yücelttiğim, özlemi anlattığım gayet lirik yazılarda var orada...

Fakat, siz bu diğer saydıklarıma takılı kaldıysanız, üzgünüm, ama şu atasözü durumu özetler: Yarası olan gocunur...

Sonuçta, ben kendi gözlemlerimden yola çıkıp, hatta "tiye alıp" ilişkileri yazıyorum. Üstelik bir kadın olmama rağmen, kadınları daha çok eleştiriyorum, lakin kendim hiç gocunmuyorum.

Sizin yaptığınız şuna benzer: Örneğin, bir blog yazarı arkadaşım "renkli gözlü kadınlar da çok müstehzi ve çetrefilli oluyor"diye yazmış olsun. Eee, ben de renkli gözlüyüm, ne yapayım, gidip o blog yazarına "aaa hiç de ben çetrefilli biri değilim." diyerek gereksiz ve kendimi iğneleyici bir konuşmaya mı gireyim?

Son olarak...Burası bir site, ayıptır söylemesi "benim" sitem...Kim yazıyor? Ben yazıyorum. Peki ne hakkında yazıyorum? Canım ne isterse...Okumak zorunda mısınız? Hayır...

O halde kolayı var...Es geçiniz bu siteyi lütfen...


Siz sağ ben selamet kalalım...


BURCU AŞÇI

KASIM 2010

ISTANBUL.

Atılan Olta: Sus Payı


Sadece evliliklerde değil kimi ilişkilerde de şahit olduğum lakin arka planını bildiğimden karşımdaki hatuna da kıkır kıkır güldüğüm bir durumdur: Sus Payı...


Şu diyaloglar çok aşina gelir ya insana:


- Yemeğe çıkalım, biz konuştuk falancalarla haberleştik, anlaştık. (sana sormaya gerek yok yani)

- Tabi gideriz.

-Ay napıyorsun, ben alışverişteyim, davet için elbise gördüm bak şimdi şu renk, ya markasıda güzel, pahalı ama gerçekten hoş duruyor. (bıdı bıdı bıdı nerdeyse tarihçesinden anlatacak kumaşı)
- Al tamam.


- Canım, şuraya gidelim tatile, bak filancalarla yaptık ama planı ya yaaa yaaa.

- "Tamam tabi gidelim.

-Alo, ben şu çantayı beğendim hemde taksit yapıyor, ona bölüyor, alıyorum. (alayım mı da değil yalnız altını çizerim!)

- Tamam al.


- Aaaa olmaz otuz çift ayakkabım var ama bu düğüne gidiyorsak yine de yeni almalıyım, saçmala hem bir önceki davettekini mi giyeceğim ben( ulen haspam boyun kısalır sanki giysen!)

- A tabi hemen gidip alalım.


Filan falan...Uzar gider bu liste...


Hatun da keyifli keyifli kahvesini yudumlarke salınır arkadaşlarına:

"Benim her istediğimi yapıyor, para harcıyor, yani işte ne kadar değerliyim ben."


Aynı anda adam arkadaşlarına dert yanar:


- Ulan, yeter ki sussun, o çenesini çekemem. Ne istiyorsa alsın, sussun ve beni rahat bıraksın bari."


Ya zaten değer vermek illa para ve paranın getirisine endeksli bir şeyse, vay haline o değerin de ilişkinin de...


Sus payı'nı matah bir şey sana kadınlara: "On fırın ekmek yemeniz gerekir akıllanmak adına."


Sus payı'nı kullanan adamlara: "Madem sussun istiyorsun, o zaman ayrı yollara lütfen."


Sus-mayalım biz iyisi mi daha çok konuşalım...:)


BURCU AŞÇI

KASIM 2010

ISTANBUL

19 Kasım 2010 Cuma

Sait Faik Anısı'na Burgazada...



































































Öğleden sonra başlayan vapur sefasıyla Burgaz'da soluğu aldık. Yürüyüş ve fotoğraf faslından sonraysa Kalpazankaya'da eşsiz günbatımında rakılar yudumlandı...Ve büyük üstat Sait Faik'in ruhu yad edildi...(Müze olan evi bakım nedeniyle kapalıydı).
BURCU AŞÇI
KASIM 2010
ISTANBUL.











17 Kasım 2010 Çarşamba

Karma resimler...

Bu gönderide 3 sergiden karma resimler yolluyorum. İlki, Hilal ve Güneş...Önceden de belirttiğim gibi Osmanlı döneminde bu topraklara gelen üç Japon'un anılarından seçmeler...








İkinci olarak, Sevgi Gönül koleksiyonundan Düşler Şehri İstanbul...





































Üçüncü ve son olaraksa, Kütahya Çinisi ve Anadolu Ölçüm Birimleri...




























BURCU AŞÇI
KASIM 2010
ISTANBUL