6 Şubat 2010 Cumartesi

AVM/ Ego'nun bir oyunu

Alış Veriş Merkezi...Kısaca AVM...Malesef insanlar daha faydalı zaman dilimi geçirmek ya da doğa ile olmak yerine böyle kaos dolu ortamları tercih ediyorlar. Üstelik, parasal açıdan da tam bir tuzak teşkil ediyor.
Düşünsenize, kapalı bir kutunun içinde bir sürü dükkan ve yüzlerce insan...Gürültü kirliliği cabası...Hele ki son dönem moda olan bir iki AVM'de insanlar sadece birkaç ünlüyü görebilmek veya etraflarına "ay onlarda gidiyor ya biz de gidiyoruz" diye caka satmak veyahut ünlü bir markadan aldığı ürün ile aç olan ruhunu tatmin etmek sebebiyle gidiyorlar. Daha önceden de yazmıştım, ünlü markaların orjinali yok bu ülkede, hepsi fason...Ama, benim milletim bayılır parası ve malı ile endam satmaya...Kısacası, enayilik yapmaya...

Zamanının küçük esnafını iflas eşiğine kadar getiren bu koca kutu kaoslarında insanın "alma arzusu"nu kabartacak kampanyalar da yapılır bolca...Ama, bir ufak bluza onca parayı veren kişi, bu dünyada doyurulacak ne kadar çok insan ya da soğukta yiyecek bulamayan hayvan olduğunu düşünmez. Çünkü "ego" bunları size yasaklar, ego sadece kendi adına almanın peşindedir. Aslında azar azar ruhunuz ölür...Ne harcadığınız para ne de sattığınız caka sizin ruhunuzu doyurmayacak, ve bu kısır döngü içinde AVM'ler arası gidip gelen bir sanal dünyanız olacak.

Geçen gün Aylin ile konuşurken güzel bir cümle söyledi: "Ben de kaşıntı yapıyor AVM ismi, aman almamayım."

Halbuki, esnafın o güleryüzü, size en iyi malını çıkarmak istemesi, üstüne bi de çay ikramı, hayatta dair edilen ayaküstü iki-üç sohbet...Ne anlamlıdır...İçinizi ısıtır...Köşedeki gümüşçünüzden bir küpe seçerken, yurdum ekonomisinden tutun da geçen gün seni halszi gördüğüne kadar gayet insani konuşmalar yaşarsınız...Ve aldığınız sadece küpe olmaktan çıkar, sıcak bir merhaba da vardır yanında...

Sevmiyorum gürültü ve para kirliliğini...Çünkü üstüm başımdan ziyade, ruhumu doyurmak önemli benim için...Bunu da yaşam dediğimiz sokağımız, mahallemiz, yan semtimiz yapabilir ancak...Biz yapabiliriz ego'dan sıyrılarak...

Burcu Aşçı

Hiç yorum yok: