21 Ağustos 2010 Cumartesi

Erkeklerin "Ret" mekanizması...


- Duyduğuma göre falanca ile konuşuyormuşsun?
- Kim ben mi? Yok canım öyle bir şey.
...............
- Seni onunla görmüşler.
- Ne zaman? Kim görmüş? Nerden çıkarıyorsunuz anlamıyorum ki, Kuran çarpsın yok öyle bir şey.
.................
- Bana yalan söylüyorsun var değil mi?
- Hayır, öyle zannetmiştir insanlar, bana güvenmiyor musun?

Ve bu liste uzar gider...
Hani, nerdeyse,
Adın Ali değil mi sevgilim? deseniz "Hayır"ı yapıştırıverecek:)

Şu Kuran çarpsın cümlesine de bitiyorum, olayın ciddiyetini temsilen söylenen ve erkeklerin gözünde kadınları en iyi ikna eden cümlelerden biri. Eh o kadar söylemişler ki zamanında, bakmışlar kimsenin çarptığı yok, beylik inkarlardan biri oluvermiş.

Esas anlatmak isediğim bu değil!!!

Sorun ne biliyor musunuz?

K.K.K

Bu ne diyeceksiniz? benim kendime has bir kısaltmam: Kendini Kandıran Kadınlar...

Erkek aslında profesyonel bir yalancı değildir. (her ne kadar kendini öyle zannetse de)
Ve ret mekanizması çok tutan bir savunma yöntemi de değildir.
Fakat...Neden bu yöntem işe yarar, söyleyeyim:

Kadın, kanmak ister.
Hepsi bu...
İnanmak ister çünkü gerçeği kaldırabilecek gücü yoktur.
Huzur ve yaşamsal döngü bozulmasın ister...
Ve erkeğin ağzından çıkan cümle, her ne kadar şüphesini ya da gerçeği yok etmese de en azından söndürmeye yeter.
Bu sebepten kadın kendini kandırmayı tercih edince, erkek de "oh yırttık" diye bir nefes çeker.
Oysa yırtılan tek şey, kadının yüreğindeki güven duygusudur.
Ve o yırtığı, kadın, görmeyerek, duymayarak yine kendisi dikmeye çalışır.
Uzun lafın kısası beyler, ret mekanizması sadece an'ı kotaran bir pandomimden ibarettir.

NOT: Cem Yılmaz'ın meşhur stand up'ında erkek ve kadının yalancılığı konusunu izlemenizi tavsiye ederim:)))))))

BURCU AŞÇI
AĞUSTOS 2010
ISTANBUL