17 Eylül 2010 Cuma

Quies Quietis au Amor*


* Sessiz Aşk

POSEIDON:

' Gerçek aşk acı çeker ve sessizdir.' Oscar Wilde

Hayat
aceleyle geçti yanından bir öğle kargaşasında
Ve sen kalakaldın
tezat zamanların düş kırıklığında.
Dalga
seni kırık bir rıhtıma savurdu
Gitmiyor Poseidon saçlarından
o gün bu gündür yosun kokusu...
....................................
I.

Sabahın kör ayazında
ağlayan bir zambak sessizliğiydi yansıması
Ne vakit gözlerimiz buluşsa
Kanadı kırık bir kuş çığlığı misali
boynunun çukurundan uçardı nabzı.

Çok yaşamışlardan ziyade
çok yaşamışları dinleyen bir mitolojiye sahipti.
Sarp kayalıklara çarpa çarpa ilerleyen
yüzünün vakurluğuydu aldatan insanları
Halbuki içindeki çocuğun saflığı,
yeraltı kaynaklarına hapsolmuş
dikili taşlara kazınan hiyeroglif yazı...

Yetim bir çaresizlikti
bekleyen onu iki göz odalarda
Akıntıda yitirdiği fazlaydı kazandıklarından
Bu sebeptendir ki bir vakitler,
ayak uçlarından başlayarak yayılırdı bedenine intihar.

II.

Yüksek kayın ağaçları gibi
sarıyor ruhunu yalnızlık
Dibi uçurum olan bir taraça kimsesizliğin
İtiraf dergahından yolu geçmeyen sevgin
ağulu bir çığlık olup kesiyor damarlarını
ve bir kan gölüne dönüşüyor nefesinin girdabı.

Unutmak adına sığındığın limanlardan
her demir alışında
bir Boğaz maviliği düşüveriyor sularına
Sır sevdana karşı koymaya çabalarken bileklerin
başlıyor rutubetli odalarda sabahı bekleyişin...

Yılgın sokakların ihtiyar parke taşlarında
sürüklenirken ayakların
Bıçak gibi keskin tereddütlerde dimağın
İçinde kırılan sırça bir köşktü
isimsiz,unutkan ve tutuk hastalığın
Sessiz bir aşk ne demekmiş Poseidon
bunu bir sen anladın...


BURCU AŞÇI
ISTANBUL

3 Eylül 2010 Cuma

Mutluluk Oyunu


Mutsuz çiftlere baktınız mı hiç? Ben çok gözlemledim...Uzun süreli ilişkiler, evlilikler, kadınlar, erkekler ve toplum...
Bir boyama sanatı içindeler...Göz boyaması...Yok, aslında mutluluk boyaması...Çevreyi buna inandırmaya çalışırlar ki kendileri de buna inanabilsinler...
İnternet sitelerine fotoğraflar konulur. "Ay nasılız di mi?" gibisisinden bir yarı paranoyak inançla...Davetlerde bolca kahkaha atılır, fotoğraf çekilir, gülücükler saçılır...Arkadaşlarına karşı kadınlar daima "ilüzyon" bir şekilde karşı tarafı anlatır..." Ay bana da şunu aldı, maşallah, eh işte nolsun canım" gibi klişelerin kullanıldığı bol baharatlı cümleler satılır...Her şeyin üzeri bir pentimento edasında kapatılır. Eminim hepinizin çevresinde bu ve benzeri ilişkiler kaosu bulunuyordur.

Fakat...

"Gerçek" olduğu yerde sessizce duruyor...Bilenler biliyor ve böylesi tablolara sadece gülüp geçiyor...

Ve insan egosunun saçma takıntılarına daha da gülüyor...

İçinizde bir şeylerin kırılıp zamanla yok olduğunu bilseniz de, boyadığınız tablolar ile mevsimlere direnmek, size sadece "geçiçi" bir rahatlama kazandırır.
Toplum önündeki imajınızı tazeleyeyim derken, bir bakarsınız, ruhunuzun maskesi aşınmaya başlamış.

Ve gerçek, her zaman galip gelir.
Zamanı size bırakmış gibi görünse bile, sadece, vaktini bekliyordur.
Boyalar eskir, sıvalar dökülür ve tablonun derin sessizliği kalır geriye bir tek...
Gerçek mutluluk ise ne tabloya ne de boyalara ihtiyaç duyar.
Çünkü o, kişinin özgüveninde ve hayatını saran huzurla aynı mayadandır.

Burcu Aşçı
Eylül 2010
Istanbul