3 Eylül 2010 Cuma

Mutluluk Oyunu


Mutsuz çiftlere baktınız mı hiç? Ben çok gözlemledim...Uzun süreli ilişkiler, evlilikler, kadınlar, erkekler ve toplum...
Bir boyama sanatı içindeler...Göz boyaması...Yok, aslında mutluluk boyaması...Çevreyi buna inandırmaya çalışırlar ki kendileri de buna inanabilsinler...
İnternet sitelerine fotoğraflar konulur. "Ay nasılız di mi?" gibisisinden bir yarı paranoyak inançla...Davetlerde bolca kahkaha atılır, fotoğraf çekilir, gülücükler saçılır...Arkadaşlarına karşı kadınlar daima "ilüzyon" bir şekilde karşı tarafı anlatır..." Ay bana da şunu aldı, maşallah, eh işte nolsun canım" gibi klişelerin kullanıldığı bol baharatlı cümleler satılır...Her şeyin üzeri bir pentimento edasında kapatılır. Eminim hepinizin çevresinde bu ve benzeri ilişkiler kaosu bulunuyordur.

Fakat...

"Gerçek" olduğu yerde sessizce duruyor...Bilenler biliyor ve böylesi tablolara sadece gülüp geçiyor...

Ve insan egosunun saçma takıntılarına daha da gülüyor...

İçinizde bir şeylerin kırılıp zamanla yok olduğunu bilseniz de, boyadığınız tablolar ile mevsimlere direnmek, size sadece "geçiçi" bir rahatlama kazandırır.
Toplum önündeki imajınızı tazeleyeyim derken, bir bakarsınız, ruhunuzun maskesi aşınmaya başlamış.

Ve gerçek, her zaman galip gelir.
Zamanı size bırakmış gibi görünse bile, sadece, vaktini bekliyordur.
Boyalar eskir, sıvalar dökülür ve tablonun derin sessizliği kalır geriye bir tek...
Gerçek mutluluk ise ne tabloya ne de boyalara ihtiyaç duyar.
Çünkü o, kişinin özgüveninde ve hayatını saran huzurla aynı mayadandır.

Burcu Aşçı
Eylül 2010
Istanbul

2 yorum:

Adsız dedi ki...

İnsan en kolay kendini kandırır diye boşa dememişler. neyi boyuyorlarsa? Ve dediğinize istinaden şunu da söyleyebiliriz: Güneş balçıkla sıvanmaz.
Güzel bir konu ve yazıydı, teşekkürler.
Yeliz.

efrasiyab dedi ki...

halbuki hayat, yüze çarpar eninde sonunda yüze çarpılası ne varsa. bi zaman inatla söylemiştim bunu maskeli balolarda orta yerlere fırlaya fırlaya. gençtim ya ondan. insanların hakikatlerine çomak sokmamayı o zamanlarda öğrendim. gözlerinde zindanlarla bana bakarlardı. oysa gözlerime bir bakabilselerdi yırtılacaktı yaşadıkları peri masalları. bakmadıklar.