11 Kasım 2010 Perşembe

Erkek Neylesin?


Yok, oturup düşününce çoğu vakit erkeklere hak veriyorum. Hele ki son dönemlerde şahit olduğum kadın profillerinden sonra düşündüm de "neylesin erkek?"

Sen erkeği, birkaç seyahat, fotoğraf çektirip elaleme "show"lanacak demirbaş, oturduğun yerden sana madden de bakacak bir adem gibi görürsen...

İmzaya giden yolda en şuh ve şirin tavırları takınıp, "tapu" zaten benim oldu rehavetinde, yeni bir kimliğe bürünürsen- ya da gerçek kimliğini açığa çıkarırsan...

Çocuk gibi kutsal bir varlığın dünyaya gelişini bile aslında bilinç altında bir rant gibi görüp, geri kalan senelerde de bundan ballanırsan...

İhanetin her defasında ya avaz avaz etrafı çınlatıp ya da "bilmedim, duymadım, görmedim" pandomimiyle pasif bir yaşam seçiyorsan...(ki burda benim payıma düşen nedir diye şapkanı önüne koymak bir yana şapkan olduğunu dahi anlayamıyorsan)

Kendini gerçekleştirmek ve yaşama bir şeyler katmak,benliğini eğitmek yerine, tüm hayatın bir adamın gölgesinde geçerken, aslında yaşamın kimliksizleşiyorsa...

Onca tehlike sinyaline rağmen "o benimdir o benim ancak" misali marş tadında söylenip, adamı kaale bile almıyorsan...

Tüm bunlar aslında senin "egonun" sana oyunundan ibaretse ve burda yegane kurban yine sen oluyorsan...

Yemeğe gidelim, hangi tatil planını yapalım, faturam geldi, şunu beğendim alalım, aaa falancalar oraya çağırıyor gidelim, ama benim filancadan neyim eksik ben de istiyorum, vb. bitmek tükenmez cümlelerin yegane öznesi oluyorsan...

Sadece arada bir bacak açmanın "görevimi yerine getirdim, içim rahat" savunmasıyla, bir ilişki için yeterli olduğunu sanıyorsan...

Aldığın eğitimler ve diplomalar, seminerler,vb sadece "simgesel" olarak duruyor ve sen bir erkeğin "cüzdanının rahatlığında" cımbız ve ayna ile yaşıyorsan...

Birey olamamışsan...Zaten kadın olamamışsındır...

Ve bir süre sonra, insanlar, unutma ki, kadın-erkek'ten ziyade, önce özgür bir birey ister karşısında...Çünkü budur esas çekici olan, iletişim kurabildiğin ve rahatladığın...

Şimdi ki nesilin cümlesi hep şu: "Adam gibi adam yok".

Peki, "kadın gibi kadın" olabildin mi ki?

Ya da daha öncesinde bir birey olabildin mi?

Anneannelerin öğretileriyle ve sahip çıkma psikozuyla aslında bir yere varılmadığı, ilişkilerin içini deştiğinizde belli oluyor.

Bir söz vardır: Sen karşındakini nasıl görürsen, onun sana dönüşü de öyledir.

Sen, erkeği, cüzdanıyla, sağlayacağı yaşamla, başımda bir adam bulunsun mantığıyla duyumsarsan...Sana dönüşü de, evimi çekip çevirsin, yemeğimi yapsın, dikişi diksin bakışından ibaret olur.

Eğri oturup doğru konuşalım kadınlar...

Adam yok diyorsunuz da,
önce kadın olmayı denesek...
Biz bir yapalım...hele o zaman bakarız, adam var mı yok mu diye...

Kaybedecek bir şey yok...
Kazanacak ise yeni bir benliğimiz var...

Burcu Aşçı
Kasım 2010
Istanbul

3 yorum:

Adsız dedi ki...

vay, çok değişik bir yazıydı, aslında kimi kadınları düşününce cidden haklısınız,dedemin lafıdır: kadın erkeği rezil de eder vezir de eder. Bennu.

Burcu Aşçı dedi ki...

esas çekilmez olanı ve anlatmaya çalıştığım eğitimli kesimin yaptığı...misal, kırsal kesimin tarlada çalışan kadını için elbet konuşmuyorum, koşullar farklı, bir yere kadar anlayabiliyorsun, fakat, okumuş kesimin "zihin yapısı" bu oldukça geçmiş ola kadınlıktan ve adamlıktan...

Artcanyon dedi ki...

Ülkemizde böyle düşünen kadın ve erkek sayısı bence azımsanmayacak kadar fazla. Ancak bir farkla. Ne oluyorsa birbirlerini bulamıyorlar. Birey olmaya önem veren erkek kalkıp pisırık kadını buluyor veya vice versa.

Ne demeli. Zıtların çekimi yasası mı işliyor acaba?

Güzel yazıydı. Teşekkürler.