30 Aralık 2011 Cuma

Mor Köşe: Meleklerden Mesajınız Var...


Bu hafta sizlerle 2011'in son röportajında Beki İkala Erikli ile buluşuyoruz... Son bir yılın en çok satan kitaplarından biri "Meleklerle Yaşamak"... Kimileri gülüp geçiyor, kimileri önyargıyla yaklaşıyor, kimileri tamamen benimseyip hayatına uyguluyor...Ama bir şekilde herkesin dilinde geziniyor "melekler"...

Çarşamba akşamüstü için sözleşiyoruz Bek
i Hanımla. Soğuk havada vapura yetişme derdini atlattıktan sonra bu kez Istanbul trafiği çilesine takılıyorum. Dur diyorum içimden, hemen gerilme. Hmm hem bir denemeli şu melek olayını...Aaa o da ne? Daha gözümü kapayıp içimden geçirivermişken "nolur bir taksi istiyorum, trafiği de bahane etmesin jet hızıyla götürsün beni" diye, önümde duruveriyor yaşlı bir şoföre ait taksi. "Atla kızım, ben kestirmeden götürürüm seni":)))

Kabataş manzaralı harika bir ofisteyim. Deniz, ışıklar, vapur sesi...Ben erkenden gittiğim için yarım saat oyalanıyorum ofiste. Zişan Hanım ile laflıyoruz. Kendisi Meleklerle Yaşamak ofisinin yaşam koçlarından...Şeker gibi, güleryüzlü, hoşsohbet bir bayan. Bir anda Zohar kitabı erişiyor gözüme...İnanamıyorum...Bir Kabala öğrencisi olarak Zohar'ı orada görmek hem mutlu ediyor beni hem de çok şaşırıyorum zira herkesin duyup, bilip ve alıp da kenara koyacağı bir kitap değil...


Beki Hanım içeri sıcacık bir gülümseyiş ve harika bir enerjiyle giriveriyor. Açıkçası, umduğumdan çok daha etkileyici bir karakteri var. Dingin, huzur dolu bir ses tonu, nüktedan bir kişilik, sabırlı bir dinleyici ve içten mimiklerin eşlik ettiği dostane bir tavır...Zaten röportaj da çay eşliğinde bir sohbet havasında ilerliyor...

Robert Kolej'in ardından Boğaziçi'ni bitirip üst düzey şirketlerde yöneticlik yapan bir kadın...Tabiri caiz ise sol beyin ağırlıklı, koşoşturmaca ile geçen bir hayat...Ve bu hayatın ortasına doğuveren bir oğul...Bir gün bu tatlı oğuldan yenen tokat, sanki meleklerin tokadı gibi damgasını vuruyor Beki Hanım'ın hayatına. İş hayatına son verip İngiltere'deyaşam koçluğu ve NLP ile başlayan maneviyat serüveni bir gün Almanya'da bir arkadaşının verdiği melekler kitabı ile farklı bir safhaya taşınıyor...


Hikayenin bu kadarlık kısmını, pek çok söyleşisinden biliyoruz. Ben de bu sebepten, sohbetimizde, daha çok, melekler ile diyalog kurmak ve kitapları üzerine konuşmayı terich ettim.

Dilerseniz sözü fazla uzatmadan, Beki Hanım ile meleklerin dünyasına doğru kısa bir yolculuğa çıkalım...


ALLAH'IN SEVGİ DOLU ELLERİ

Burcu:
Melek denilince çoğumuzun aklına ya kanatlı güzel varlıklar gelir ya da kutsal kitapta adı geçen melek isimleri. Peki, "melek" nedir?


Beki İkala:
Melek kelime anlamı ile haberci, mesaj veren anlamındadır. Angel kelimesinin kökü olan angelos da aynı anlamı taşır. Fakat benden kendi açıklamamı soracak olursanız, Allah'ın sevgi dolu elleri derim. Meleklerimiz, her koşulda bizlere uzanan Allah'ın sevgili elleridir.


Burcu
: En çok sorulan sorulardan biri de Allah'tan istemek varken neden meleklerden isteyeyim?

Beki İkala: Her şey Allah
'tan gelir zaten. Melekler de sonuçta Allah'ın habercileri. Kaldı ki meleklerle iletişim kurmak da sizi Allah'a yaklaştıran bir unsurdur. İster Allah'tan isterseniz meleklerinizden isteyin, ama yeter ki dua edip isteyin.

Burcu: Meleklerle olan ilk deneyiminiznasıldı?Çünkü, etrafımda pek çok insan bu konuyu "deneme tahtası" misali kullanıyor da. "Bakalım oldu mu, olacak mı?" misali...

Beki İkala
: (gülüyor) Aynen benim gibi diyelim o zaman. İlk duyduğumda "yok artık daha neler" dedim. Çok uç bir noktaydı. Ve ben de denedim melekleri. Sürekli bir şeyler istemeye başladım. Ama baktım ki, her şey olmaya başlıyor, "bir dakika bu kadar da tesadüf olamaz" deyip " ben bu işin sırrını çözeceğim" anlayışından yola çıkarak sürekli meleklerle yaşayacağım bir hayata adım attım.

Burcu: Kitabınızda pek çok melek ismi var. Ceremayel, Raguel, Metatron gibi. Halbuki bizim bildiğimiz Kuran'da ki dört melek. Peki, nerden çıktı tüm bu melek isimleri?

Beki İkala:
Kuran'da dört büyük meleğin adı verilir. Kimileri de Eski Ahit'te yer alan melekler. Ayrıca, kendinizi tamamen meleklerin sesine açtığınızda sizinle iletişime geçiyorlar.


İNANÇ DEDİĞİMİZ MANTIK ÖTESİ...

Burcu
: İnsanların mantığını zorlayan da bu kısım sanırım.


Beki
İkala: İnanç dediğimiz de mantık ötesi değil midir zaten?

Burcu:
Kesinlikle. Sonuçta havayı da göremiyoruz ama var ve bizim için yaşamsal derecede önemli.


Beki İkala:
Aynen. Aslında Allah'ı da göremiyoruz ama inanıyoruz. Dünyada gördüklerimiz Allah'ın bize tecellisinden ibaret. Aynı şey melekler için de geçerli. Göremiyoruz diye reddedemeyiz.


Burcu:
Kitabınızda meleklerden gönderilen işaretler var; tüy, gökkuşağı ve sayılar. Mesela, bugün aklıma geldi, ben ne vakit saate bakıversem 21:21 ibaresini üç günde bir görürüm:)


Beki İkala:
Bu güzel bir şey çünkü 2 meleklerinin yanında olduğunu, 1 ise düşüncene dikkat etmen gerektiğini söyler. Demek ki, düşündüğünü yaratma noktasındasın o anlarda.


Burcu:
Öyle mi? O halde bundan sonra daha dikkatle bakacağım. (gülüşüyoruz)
Peki, ya bu işaretler beynin bize bir oyunu ise? Tamamen ilüzyondan ibaret bir şey ise?

Beki İkala:
Yani, beynim mi yaratıyor diyorsun? Evet, neden olmasın? Aslında her şeyi biz bilincimizde yaratmıyor muyuz? Çekim yasası da aynı şekilde işliyor. Yani melekleri istiyor ve bir işaret bekliyorsan, bunu sen hayatına çekiyorsun. Ve bu esnada meleklerini sen çağırmış oluyorsun. İşaretleri görmekten de daha doğalı olamaz. Melek kelimesine çok yakın bir kelime daha var Arapça'da: Meleke...Yani yeti, yetenek anlamına geliyor ve melek kelimesinden türemiş. Yani meleklerimiz ile melekelerimiz aslıda iç içe zaten.


ALLAH, VERMEYECEĞİNİ İSTETMEZMİŞ

Burcu:
Bu mükemmel bir açıklama oldu. Bu noktadan bakılınca olay daha da net algılanabilir sanırım. O halde şunu sorayım, şu melekler ile melekelerin hiç işe yaramadığı oldu mu? Kısacası, her dua kabul olur mu?


Beki İkala:
Elbette olur.


Burcu:
Nasıl yani? Olmayan şeyler vardır mutlaka.


Beki İkala: Şöyle söyleyeyim, saf bir yürekle ettiğiniz her dua, meleklerden dilediğiniz her yardım kabul olur. Allah, vermeyeceğini istetmezmiş. Şayet bir şeyi istiyorsanız, bu mümkün, imkansız gibi gösteren sizin egonuz.Ancak, bizim aceleciliğimiz ile Allah'ın zamanlaması farklı işliyor. Tabi burada, ne kadar istekli olduğunuz da önemli, kimi insan belli bir süre geçince isteğinden vazgeçebiliyor, bak olmadı işte deyip...Ya da, bir başka örnek verirsem, duanız kabul oluyor fakat başka bir şekilde tecelli ederek. Örneğin, arabanız olsun istediniz, ama alamadınız. Fakat bir işe giriveriyorsunuz ve size kullanmanız için araba veriyorlar.

Burcu:
Peki beddua ne oluyor? Mesela, biri benim canımı gerçekten haksız yere acıtmışşsa, anlamadan yargılamışsa, mutlaka başına bir şey geliveriyor. Melekler burda da mı yardım ediyorlar?


Beki İkala:
Aslında, siz bir şey deseniz de demeseniz de zaten o kişinin balına bir aksilik mutlaka gelecektir. Çünkü evrendeki, ilahi sistemdeki döngü böyle. Haksızlık varsa, bir şekilde yapan kişi acısını çekiyor. Fakat bedduadan ziyade, bunu daha farklı yoldan dile getirmeyi tercih edebiliriz. Çünkü beddua da ters tepen bir yanda oluyor.


Burcu:
Evet, bir şekilde bize de dönüyor. Bu sebepten ben Allah'tan karşımdakini ıslah etmesini istiyorum.


Beki İkala:
En doğrusu. Ya da karşınızdakine ışık vermesini ve doğruyu bulmasını da söyleyebilirsiniz. Ama dediğim gibi, burdaki olay meleklerden de ziyade, Allah'ın adalet anlayışının işlemesi...


İKİLİ İLİŞKİLERDE MELEKLER

Burcu:
İnsanlar en çok ikili ilişkilerde melekleri nasıl kullanacaklarını merak ediyorlar. Okuyuculardan gelen soruların çoğu bu yönde:) Bu noktada Raguel'den mi yardım isteyeceğiz?


Beki İkala:
Aslında pek çok melekten isteyebilirsiniz. Hatta Mikail'in vakumlama yöntemini tavsiye ediyorum bu noktada.


Burcu:
Örneğin, benim sevgilim senelerdir yürüyen bir egodan ibaret (gülüşüyoruz). Dediğim tek sözcükten bir saatlik tartışma çıkarabilir. Bu konuda vakumlama nasıl işe yarıyor?


Beki İkala:
Kitabımda belirttiğim gibi, karşınızdakinin yüksek benliğinden izin alarak baş melek Mikail'den o insanı vakumlamasını yani aurasındaki tüm negatifliğin gidip temizlenmesini istiyorsunuz. Sonarsında da ışık ile doldurup etrafını koyu mavi bir kalkanla çevreliyorunuz. Ve ikili ilişkilerde sevgi enerjisi yollamakta önemli bir faktör. Bu noktada Raguel'den yardım isteyebilirsiniz.
Ayrıca karşındaki kişinin meleklerinden yardım istemek de oldukça etkilidir.

Burcu:
Benim merak ettiğim bir konu da altıncı hissimiz. Bu da mı meleklerin bir çağrısı? Mesela, benim hislerim her zaman çok kuvvetli olmuştur. Biri yalan söylesin, midemde çanlar çalar, anlarım.


Beki İkala:
Duru hissin gelişmiş senin (gülüyor). Burada da hem kişinin algı açıklığından hem de meleklerden söz etmek mümkün. Diyorsun ya, midem de çanlar çalıyor diye. Aslında sana bir işaret yollanıyor. Ayrıca, mide çok önemli bir bölge çünkü "God Feeling" diye de bilinen ikinci beynimizdir bizim.


BAKALIM MELEKLER NE DİYOR?

Burcu:
Meleklerle Yaşamak kitabınızdan sonra bir diğer rağbet gören de Melek Kartları oldu. Bu kartlarla çalışmak için özel bir yöntem var mı? Yoksa herkes çalışabilir mi?


Beki İkala
: Hiç bir ritüeli yok. Herkes, her an, her sorusu için kartları kullanabilir. Sadece derin bir nefes alın, melekerinizden sorunuzla iligli yol göstermelerini isteyin.


Burcu:
Acaba bir deneme yapabilir miyiz?


Beki İkala:
Tabi ki. (desteleri getirip çay sehpamıza koyuyor, ben desteyi elime alıp yoğunlaşıyorum)


Burcu:
İlişkimde benim ne yapmam gerekiyor, onu merak ettim.


Beki İkala:
Olur, şimdi meleklerinden yol göstermeni isteyip bir kart çek.
(gözlerim kapalı, desteden bir adet kartı çekiyorum ve açtığımda neredeyse gülme krizine gireceğim çünkü kartta çıkan şey sevgilimin bana sürekli kullandığı bir cümle)

Beki İkala:
Ne çıktı?


Burcu:Sessiz Ol!!! Bu kadar olur yani...

Beki İkala:
Bu kartların tarottan farkı şu ki, senin ruhsal gelişimin için de anahtar sunmuş oluyor.


Burcu:
Evet fark ettim, insanın ruh durumunu aşağı çekmiyor, pozitif bir enerjileri var.


Beki İkala:
Bazen insanlar şunu merak edebiliyorlar. Örneğin işinle ilgili bir soru sormuşken, sanki alakasız başka bir kart çıkmış gibi oluyor. Aslında o noktada, meleklerin senin "esas odak noktan" için cevap veriyorlar.


DEĞİŞİM ZAMANI

Burcu:
2012 malum değişim yılı olarak atfedildi. Özellikle Maya takvimiyle bağdaştırılarak, ruhsal bir dönüşümün kişilerin hayatına dalga dalga yayılacağından bahsediliyor. Sizce de bu doğru mu?


Beki İkala:
Kesinlikle, hatta başladı bile. İnsanlarda son yıllarda büyük bir uyanış var. Kendini anlamak, adlandırmak, gelişmek adına büyük bir merak uyandı. Değişim kaçınılmaz. Siz değişmek istemeseniz de bir şekilde bu kainat döngüsü sizi değiştirecek.


Burcu:
Siz de şunu fark ettim ki, "yaşamının amacını bulmuş" insanlara has bir ışıldamanız var. Malesef pek çok kişi, hapsoldukları hayatlarını sanki kendi istekleriymişcesine bir ömür yaşayıp tüketiyorlar. Ne önerirsiniz onlara?


Beki İkala:
Yüreklerinin sesini dinlesinler. Hani çok cılız, egonun susturmaya çalıştığı bir ses vardır ya, aslında orda sizin gerçek arzunuz yatar. Bir diğeri de, etrafınızdaki insanların ne diyeceğine fazla önem vermeyin. Bana da en yakınlarım oldukça şaşkın gözlerle bakmışlardı, ne var ki mutluluğumu ve ışığımı gördükten sonra herkes alıştı. Işığınızı keşfedip onu yaymaya başlayın.


Burcu:
Beki Hanım, sizinle tanışmak ayrı bir keyifti. Bu güzel sohbet için hem kendi hem de okuyucularım adına çok teşekkür ederim.


Beki İkala:
Esas ben çok teşekkür ederim, ışık ile kalın...


Kitap imzalama ve fotoğraf çektirme faslından sonra Beki Hanım ile vedalaşıyorum...Giderken bana beş adet Melekler ile Yaşamak El Kitabı hediye ediyor. Elbette bunlardan biri de siz sevgili okuyucularımın çekiliş gününe ilave edilecek...


Beki Hanım ve Melekler Dünyası ile iletişime geçmek isterseniz web adreslerini ziyaret edebilirsiniz: http://www.meleklerleyasamak.com/


Hepinize 2012 bol ışık getirsin...


BURCU AŞÇI

ARALIK 2011

ISTANBUL.

25 Aralık 2011 Pazar

A Christmas Night in Istanbul









24 Aralık'ta davetli olarak katıldığım Christmas töreninden kimi kareler...All Saint's Moda Kilisesi, Barış Manço'nun Moda'daki evinin tam karşısında yer alan Anglikan kilisesidir. Geçen sene Mevlevi orkestrası eşliğinde nihavend makamı ile ilahiler söylenmişti. Ki bu bir kilisede ilktir...Bu sene ise Dünya Müzikleri Korosu'nun mini konseri vardı. Yunus Emre'den Yahudi halk ezgisine, Rumca'dan Ermenice türkülere kadar hatta Tazmanya halk şarkısı da dahil olmak üzere çok geniş bir yelpazede repertuar vardı. Sonrasında ise Işık Seremonisi yapıldı. Karanlığın içinde herkes mumlarını yaktı...

Bir kez daha gördüm ki...Aslında hepimiz Tek bir Gerçek'in farklı yollarında yürüyüp hep aynı noktada buluşuyoruz...

These photos were taken yesterday night. An Anglican church had a very nice Christmas celebration and I was invited there. There was also a mini concert at the beginning...
Merry Christmas...

BURCU AŞÇI
ARALIK 2011
ISTANBUL.

24 Aralık 2011 Cumartesi

Exhibition: Türkan Öztemür ile Doğa'dan Renkler...















Kadıköy BMKM'de bu hafta Türkan Öztemür'ün sergisi var. Doğanın renklerini tuvaline öylesine ruh katarak işlemiş ki, bir ormanın içinden geçiyormuş hissine kapılabilirsiniz. Bu, kendisinin ilk kişisel resim sergisi...Önceden birkaç karma sergiye katılan ressam, ilk sergisinde sizde olumlu bir izlenim bırakıyor ve bir sonraki yapıtlarını merak ediyorsunuz.

Ressam hakkında kısa bir bilgi:

Sivas doğumlu ressam, Dokuz Eylül İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nden mezun oldu. Ankara'da ikamet edip Merkez Bankası'nda çalışıyor. Resim çalışmalarına ise 2007 yılında Çetinkaya Atölyesinde başladı. Halen aynı atölyede Hikmet Çetinkaya ve Erdoğan Seçil ile çalışmalarına devam etmektedir.

BURCU AŞÇI
ARALIK 2011
ISTANBUL.

23 Aralık 2011 Cuma

Kabala ve Ateizm...

Kabala yani mana ilminin diğer din ve inanç sistemleriyle olan ilişkisini yazmaya başlamadan önce, Kabala'nın Tanrı'nın olmadığını savunan ateizm ile olan ilişkisini yazmaya karar verdim. Yazımın ilerleyen kısımlarında zannedersem tahminlerinizin zıddında bir bakış açısını keşfedeceksiniz.

Öncelikle, bu konuyu neden ele aldığımı açıklayayım. İngiltere'nin ve dünyanın en ünlü bilim adamlarından - ve ateist olan- Richard Dawkins'in makale ve kitaplarını beğenerek okurum. Geçenlerde Tanrı Yanılgısı ile Şeytan'ın Papazı adlı kitaplarına tekrardan göz atarken, pek çok yerde aslında Dawkins'in ne kadar da Kabalist bir bakış açısına sahip olduğuna tanık oldum. Hiç şaşırmayın! Kabala'da en önemli gerçeklerden biri en büyük Yaratan kanıtı olan Kainat kitabını okumaktır. Bunu en iyi şekilde yapabilen bir bilim adamının ise az çok Kabalistik düşünce taşıması ise gayet doğal bir sonuçtur.

Başlangıç olarak belirtmem de fayda var ki, Kabala belli bir din tekelinde değildir. Her ne kadar Eski Ahit'in tefsiriyle başlamış bir Yahudi Sufizmi olsa da, evrensel mesajlar içermesi ve evrende ki tek gerçekliğin bireyin içindeki tüm güçleri ortaya koyarak Yaratan'ı giyinmesi gerçekliğini temel aldığından, dünyanın pek çok ülkesinden ve ırkından, dolayısıyla da pek çok dinden izleyeni bulunmaktadır. İlla ki daha anlaşılır bir örnek vermem gerekirse, bizdeki Mevlevilik ile benzetme yapabiliriz. Nasıl ki Mevlevilik, insan-ı kamil olabilmek adına izlenen bir tarikat yani yol ise, ve dünyanın pek çok yerinden takipçisi var ise, işte Kabala'da bunun gibidir. Aradaki farkı soracak olursanız, Kabala, Mevlevilik, Budizm, Sufilik,vb gibi yollardan çok daha önce var olmuş ve diğerlerinin oluşumunda rol sağlamıştır.



Yalnız, dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var ki altını çizmekte fayda göreceğim: Her Kabalist, gerçek anlamda Kabalist değildir. Üzülerek belirtmeliyim ki, bu iş üzerinden rant sağlamak isteyen pek çok sözde Kabalist yazar, kurum ve dernekler vardır. Örneğin, Madonna'nın bağlı olduğu Kabala cemiyetinin popülerliği tartışılmaz ancak gerçek bir mana okulu olduğu tartışılır. Kırmızı bilezik takmak, kutsal su dağıtmak (dünyanın her yanı kutsal iken bu kutal su nerden yaftalanmıştır ilginç!) ya da İbrani tabirlerini kullanmak gerçek mana ilmi ile hiç bir bağı olmayan hareketlerdir. Çünkü Kabala, sizin dışta yaptıklarınızdan ziyade sizin içinizdeki ıslah ile ilgilenir. Ve en önemli ayrıntı ise, hiç bir Kabala hocası sizden üzret talep etmez. Yaratan'dan alınan Işık, tıpkı Yaratan'da olduğu gibi karşılıksız verme ilkesine dayanarak öğrenciye verilir. Bugün, dünyada en saygın Kabala eğitimcisi ise Dr. Michael Laitman'dır. Tıpkı bir Sufi dergahında mürşidin yetişmesi gibi, ünlü Rav'ların yanında yetişmiş ve Bnei Baruch adlı pek çok dilde yayınları olan ve ders veren Kabala okulunun kurucusudur. Hiç bir şekilde para talep edilmemektedir. O yüzden, bir gün olur da Kabala'yı öğrenmek istediğinizde hoca (!) olarak atfedilen şahıs sizden ücret talep ederse, yapacağınız tek şey kendi yolunuza devam etmek olmalıdır.




Yahudi, Hristiyan, Müslüman, Pagan ve Budist...Pek çok Kabala öğrencisi, dinlerinden feragat etmeden, bilakis edindiklerini dinlerine de aktararak, tek amaçları olan kendini gerçekleştirme olgusunu yaşama geçirmeye çalışıyorlar.

Peki, nasıl olur da bir ateist Kabalistik düşünceyi içinde barındırabilir?

Günümüzde atesitlerin pek çoğunun Tanrı fikrini reddetme nedenlerinden en genelgeçeri "din" olgusudur. Hem sevip hem ateşlerde cezalandıran, günde kaç kez burnunu karıştırdığının melekleri aracılığıyla çetelesini tutan, kendisi adına diğer insanlarla savaşılmasını emreden, kadınların ikinci sınıf sayılmasına müsade eden, oğlunu yollayıp sonrada çivileyip öldürten, ya da kendisini sadece bir halka ait ilan eden "insan figüründe" bir Tanrı fikri elbette ateistlerin karşı çıktığı "haklı" noktadır. Haklı diyorum çünkü mana ilminin bakışına göre de böyle bir Tanrı "yoktur." Bu noktada ateistler ile hemfikiriz.

Bir başka uzlaşılan nokta ise, doğa ve bilime olan saygıdır . Stephen Hawking ve Richard Dawkins gibi büyük bilimadamları her daim evrenin işleyişini ve doğayı yüceltmişlerdir. Bir Kabalistin esas amacı da budur. Kainat kitabını okuyabilmek...Ki Yaratan'ın işlerinin mükemmelliğini, daha da doğrusu, Yaratan'ın kendisini görebilmektir. Bir ceviz ağacını incelemek, sayfalar dolusu kutsal metin incelemekten inanın sizi daha çok Yaratan'a yaklaştırır.




Esasen, ateistlerin çoğu, evrenin muhteşem bir formüller dizaynı olduğunu söylerler.

Ve Kabala'nın buna hiç bir itirazı yoktur.

Çünkü, Kabalistik bakış açısına göre, kainattaki tüm bu formüllerin toplamına Yaratan adı verilir.

Görüldüğü gibi, Einstein, Hawking veya Dawkins gibi ateizmi savunan saygın bilimadamlarının farkında olmadan Kabala inancı doğrultusunda olduğunu anlayabiliriz. Aslında şaşılacak bir şey yok: Evrende "tek" bir gerçeklik var ve dünyayı "farklı" şekillerde dolaşıyor. Tıpkı tek bir sakızı herkesin farklı çiğnemesi gibi.

Yazının sonuna ise kendi kişisel görüşümü eklemek istiyorum: Kanımca, ateist kişilerin reddettiği Yaratan değil, fakat bize Yaratan olarak dinlerin dayattırdığı sistem...Sistemi reddettikleri anda -ki sistemin bir sonucu olarak- Yaratan'ı da reddetmiş gibi oluyorlar. Gerçi siz ne kadar reddederseniz reddedin, bu mükemmel evrenin içindeyseniz zaten Yaratan sistemin içinde yani Yaratan'ın bir parçasısınız. Kısacası, ateist bile olsanız siz Yaratan'ın bir başka yönünü temsil eden ve iyiye hizmet eden Yaratan'ın yansımasından ibaretsiniz.

İnsan, bir kez tüm evrene mana ilminin gözüyle baksa, Yaratan suretinin ifşasını her yerde görebilir.


BURCU AŞÇI
8 MAYIS 2010
ISTANBUL.

NOT: Bu tamamen benim edinimime dayalı olarak yazdığım bir makaledir, yoksa herhangi bir kabala otoritesi ile alakası yoktur!!!

22 Aralık 2011 Perşembe

Ben'den bir Dua...


Bu benim kendi duam...Özellikle Kabala ve Mesnevi çalışmalarımdan sonra, bir gün içimden geçenleri kağıda dökerken böyle bir dua bina ettim. Bunu yazdığım kimi arkadaşlarım o kadar çok beğendiler ki, ben de burada sizlerle paylaşmakta sakınca görmedim... Unutmayın, en güzel dua, yüreğinizden dökülen sizin kelimelerinizdir...

"Her şeye gücü yeten Tanrım;


Bana kainata gözlerini yeni açmış bir tomucuğun umudunu ver. Bu sayede, evrendeki her şeye saf gözlerle bakabileyim.


Ruhumun içinde saklayıp da keşfetmem adına bana sunduğun yeteneklerimi gün ışığına kavuşturmamı sağla. Bu sayede, hem insanlara yararlı olabileyim hem de seni övebileyim.


İrademi, aşılmaz surlar kadar güçlendir. Bu sayede, alma arzumu dizginleyebileyim ve ıslahımın önündeki her bir engeli yüreğimdeki azimle aşabileyim.


Bir vakitler parçan olduğumu her gün doğumunda yüzüme yansıyan Işık ile hatırlat. Bu sayede, dünyanın çok sesli kaosunda sükunet içinde kalabileyim.


Güzelliğimi, seneler ile kısıtlamadan, gönlümün paklığı ile pekiştir. Bu sayede, bana bakan Seni görsün ve her birimiz ifşamızda Seni yansıtalım.


Vicdanımın sesi çağlayan gibi aksın ve başka benlikleri de hissedebileyim. Bu sayede, ruhumun asırlık yolculuğunda kainatın bilgeliği her daim korucu kalkanım olsun.


Yaşama arzumu kuvvetlendirip düşüncemin berrak bir su gibi net ve aydınlık olmasını sağla. Bu sayede, sana her vakit arı bir benlik ile dualarımı sunabileyim. Ve dualarım kabul olsun sonsuzluğunun şimdiki sınırlılığında...


Amin."


Yazan: Burcu Aşçı

BURCU AŞÇI
ARALIK 2011
ISTANBUL.

Mor Köşe: Halkla İlişkiler'den Yaşam Koçluğu'na...


Bir anne, halkla ilişkiler eski çalışanı, yaşam koçu,reiki master, iyi bir dost, pozitif bir aura, hoş bir kadın ve laf aramızda diyemeyeceğim fakat harika iskambil falı bakan bir "yol gösterici"...

Bu hafta Olgu Ilgın'ı köşemizde konuk ediyoruz. Yukarıdaki açıklamalarımı daha da uzatabilirdim lakin kendisi zaten röportajımızda yeterince açıklayıcı olacağından, şimdilik susmayı tercih ediyorum:)


Sanırım Nisan ayı gibiydi Olgu ile tanıştığımda...Hayatımın inişli dönemlerinden biriydi ve evrende hiç bir şey tesadüf değildir ilkesinden yola çıkarsak eğer, bizi kader herhangi bir günün öğleden sornasında bir araya getirdi.

Öncelikle enerjisi ile sizi sarıp sarmalıyor, hani yanında saatlerce oturup sohbet edebileceğiniz ve bundan keyif alacağınız bir bayan...Sonrasındaysa, dinlemeyi "gerçekten" bilmek gibi zor bulunan bir erdeme sahip. Zira çoğumuz dinlediğimizi iddia etsek de kıyıdan köşeden tümcelere sızmaya bayılırız. Ve, sizi yargılamadan, var olanı kabul ederek, sizi sizinle beraber analiz edip,yaşamınıza dair ufak tüyolarla hayatınıza ışık sızdırmayı başarabilen bir kadın...


İsterseniz, gelin Olgu Ilgın'ı kendisinden dinleyelim...

Bur
cu:Yaşam koçluğu ve reiki öncesinden başlayalım isterseniz. Okuyucu için biraz kendinizi tanıtır mısınız?

O.Ilgın:Ben 1968 yılında İstanbul'da doğdum.Çocuk denecek yaşta evlendim ve yine çocuk dencek yaşta bir kız çocuğu sahibi olarak boşandım.Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Meslek hayatıma doğal olarak eğitimimle paralel seviyede başladım.Çalıştığım firmalarda hep insan ilişkileri ön planda oldu.İnsan kaynakları departmanlarının satış pazarlama ve özellikle eğitim birimlerinde görev aldım.Halkla ilişkiler hep vardı anlayacağınız.Kendimi bildim bileli insanlara bir vizyon oluşturmayı hep tercih ettiğimden sanırım özellikle eğitim verirken ayrı bir keyif aldım.Kendimi bildim bileli spirütüel alanlara hep ilgi duydum.

Burcu:Reiki serüveniniz nasıl başladı?

O. Ilgın:Günümüzde son birkaç yıldır insanlar reikiyi duyumsuyorlar.Ben ise kendimi bildim bileli hatta lise yıllarımdan beri bilinçsizce enerjiyi bilir konuşur ve kendimce kullanırdım.Çeşitli kaynaklardan sürekli bilgi toplar okur ve anlamaya çalışırdım.Önce bu serüvene nasıl başladığıma değinmeden önce kısa bir bilgi vermek istiyorum.REİ-Kİ Japonca bir terim olup REİ ( Yaşam ) Kİ ( Enerji ) demektir. Yani yaşam enerjisi anlamına gelir.Reiki olan kişilerin geçmişlerine bakacak olursak hep bir son ve hep yeni bir başlangıçla reiki ye başladıklarına tanık olacaksınız. Benimde reiki master oluşum aynen böyle oldu.Hayatımın o dönemi bir nevi ölüm ve sonra yaşam enerjisi sayesinde tekrar doğmak oldu. Kötü ama çok kötü giden bir dönemdeydim.zaten ilgi duyduğum alan yanı başımdaydı. Sadece bir adım atmak kalıyordu geriye. ve ben o adımı işte son dediğim o noktada attım ve Reiki ile yeniden doğdum.


Burcu:Sanırım Türkiye'de reiki tam anlaşılamamış durumda. Genellikle insanların aklına sadece el ve kol hareketleriyle şifa vermek geliyor. peki, tam anlamıyla reiki nedir?


O. Ilgın:Aslında bu sorunun cevabını ben bir önceki soruda verdim.REİKİ yani yaşam enerjisi evrenın enerjisi anlamına geliyor.Evet elleriniz çok önemli bu noktada.Çünkü onlar bir nevi kablo. Yani enerjiyi alıyor ve ellerinizle iletiyorsunuz.Reiki ile sadece şifa vermiyorsunuz.Çakralarınızı dengeliyor, geçmiş yaşamları şifalandırıyor ki bu çok önemli, tüm insanlarla olan ilişkilerinize reiki ile sevgi göndererek sorunları düzeltiyor aranızı yumuşatıyorsunuz,mekan iş yeri ev gibi yerlerde olan negatif enerjileri temizliyorsunuz ( nazar ve büyü gibi ), farkındalığınızı artırıyor ve sevgi enerjinizi kendi enerjinizi yüksek tutuyorsunuz, sezgileriniz güçleniyor. Kısaca REİKİ yaşamın enerjisi siz onu anlasanızda anlamasanızda o hep var ve var olacak.


Burcu: Reikiden sonra yaşamınızda ne gibi değişiklikler yaşadınız?


O. Ilgın:Reikiden sonra farkındalığım yükseldi.Her şeyden önce o güne kadar ne şanssızım hayat beni ordan oraya sürükledi, kısmetim yok v.b. söylemlerin sahibi olan ben tüm yaşadıklarımın düşüncelerim sonucu olduğunun farkına vardım. Daha ılık daha sıcak kesinlikle daha olumlu ve pozitif bir insan oldum.İnsanlar sürekli hasta dolaşırken ben reiki ile bağışıklık sistemimi güçlendirerek neredeyse hiç hastalanmadım.Tüm yaşıtlarımdan daha dinamik ve enerji dolu olmam reiki sayesindedir.Hislerim çok güçlendi sezgilerim arttı. Ve evet sevgi enerjim inanılmaz büyüdü.Her şeye ama her şeye sevgi yükleyerek harika deneyimler kazandım.Hiç kilo almadan ve diyet yapmadan yaşayabiliyorum. Çünkü metabolizmam reiki ile dengelendi.Hiç bir insanla aramda iletişim problemi yaşamıyorum. Ve reiki bana her daim mutlu olamayı öğretti.

Burcu:Yaşam koçluğu buna paralel mi gelişti?


O. Ilgın:Kesinlikle evet. Diğer sorunuzda bundan bahsetmiştim.İnsanlara bir vizyon oluşturmak onlara ışık tutmak keyif aldığım bir noktaydı.Bu noktadan hareketle deneyimleri serüvenlerimi diğer insanlara bir ışık tutmak üzere masaya yatırdım.

Burcu:Sizin çok iyi iskambil falı baktığınızı da biliyorum. Peki, fal ile reiki veya bilinçaltının herhangi bir ilişkisi var mı? Bu bir his meselesi mi yoksa ardında daha fazlası mı yatıyor?


O. Ilgın:Teşekkür ederim. Ben 13 yaşımdayken rüyamda bu iskambil falı bana gösterildi.Ve sadece insanlara rehber olmam kaydıyla elime verildi.Profesyonel olarak 2 yıldır fal bakıyorum ancak çocuk denecek yaştan itibaren iskambil ile aram iyidir:)
Bilirsiniz tarot insanların bilinçaltı düşünceleri ile çok ilgilidir. Benim baktığım iskambil falıda direk bilinçaltı ile ilgili.tabii kartlarım konuşuyor ancak ben altın üçgen enerjisine de uyumlu olduğum için yani sezgisel güçlerim çok yoğun olduğu için hislerimde devreye giriyor.

Burcu:Fal seanslarınız da hayli ilginç aslında, orda bile bir nevi yaşam koçluğu yapıyorsunuz.Ve eminim ki pek çok hikayeyle yolunuz birleşiyor. Genel olarak bakarsak, bizim toplumuzda hangi konularda insanlar sıkışıp kalmışlar? En çok hangi sorunlar ile geliyor kişiler size?

O. Ilgın:Bu konuda farklı olmamın bir sebebi de sanırım seanslarda fal ile yaşam koçluğunu harmanlıyor olmamdan geçiyor.Çok ama çok güzel bir soru bu. Toplumumuz sevgisiz bir toplum.Herkesin hepimizin tek ama tek derdi sevgi.Herkes sevilmek istiyor ve kabul görmek onaylanmak istiyor.İşte sıkışılan en büyük nokta bu. En çok karşılaştığım vakalar terkedilmeler, belirsiz nereye gittiği belli olmayan ilişkiler ve sevilmeyen ama mecburiyetten çalışılan işler.Yine toplumun ailenin dayatması var tüm bunlarda.Herkes şikayetçi herkes bağırıyor ama içinden sessizce.Öyle ürkek bir hale getirilmişizki kimse hoşlanmadığı birine yada bişeye dur diyemiyor.Mutsuz olduğu alanların içine hapsetmiş kendisini herkes.O ne der bu ner le o kadar ilgiliyiz ki kendimizi birazcık sevmiyor ve önemsemiyoruz. İşte tam burada fal geliyor birine uzman birine danışmak geliyor akıllara biz kendi hayatımıza sahip çıkamazken birisi bize sahip çıksın istiyoruz.Belirsizlikten hoşlanmıyor ne olacak diye meraktan ölüyoruz.

Burcu:Yaşam koçu olarak seanslarınız var. Peki, bir seansınız nasıl geçiyor? Size gelen kişi örneğin ilk seansta nelerle karşılşıyor?

O. Ilgın:Öncelikle herkesin çocukluğundan kalan ve ailesinden aldığı bir takım korkuları var. İlk etap konuşma ile geçiyor.Yani kişinin sıkıntılarının tespiti yapılıyor. Ondan sonraki seanslar kişinin bilinçaltı korku derecesine göre reiki ile arındırılıyor temizleniyor çakraları dengeleniyor.Kişiye rehberlik ediliyor.Yapması gerekenler öğretiliyor.Bu bilinçaltı korkuları ile ilgili süreç.Yaşam koçluğu ise bir kerede olup bitecek bir şey değil o kişiyle çıkacağınız uzun soluklu bir seyahat. Yaşam koçluğu seanları sadece konuşmak konuşmak konuşmak kişiye doğru yolu göstermek ama onun özgür iradesine kesinlikle saygı duyarak yapılıyor.

Burcu:Kişisel gelişim günümüzde gittkçe yaygın olmakla beraber sömürülmeye de açık bir sektör. Doğru hocayı veya yaşam koçunu bireyler nasıl bulacak?

O. Ilgın:Bizim ülkemizde aslında herşey sömüürülmeye açık.Öncelikle o kişinin doğru olduğu ne kadar popüler olduğu demek değildir.Tabii ki marka olmuş olan doğru insanlar da var. Ama seçim yaparken bunu baz almasınlar. Her türlü araştırmayı yapsınlar. Ama tavsiyem o kişinin onlar için doğru olduğunu anlamaları için bir seans bile olsa yüz yüze iletişime geçilmesi çünkü iç ses bize her zaman bizim için neyin yada kimin doğru olduğunu gösterecektir.

Burcu:Son olarak, tüm bu yaşam edinimlerinden sonra yaşama dair felsefeniz nedir?


O. Ilgın:Herkesin bu yaşamda farklı bir amacı var. Yani varolma sebebi.Ancak tüm insanlık için en başta tek bir sebep var. Önce kendi mutluluğumuz.Yani hepimiz önce kendimiz için varız ve yaşamalıyız.Evrende iki büyük enerji var.Biri korku diğeri sevgi.Korkunun bir sürü çocuğu var.Ama sevgi tek.Ben tüm korkularımdan reiki ile arınarak sevgi enerjisi ile yaşamımı devam ettiriyorum.Amacım tuttuğum sevgi meşalesi ile tüm bireylerde bir vizyon yaratmak ve insanlara ışık olmak. Lütfen beni izleyin sizde. Sevgi ve ışıkla kalın...
Teşekkür ediyorum...

Esas ben Olgu Hanım'a teşekkür ediyorum bu güzel sohbet için...Umarım, yaşamın kaosunda bireylere ışık olmaya devam eder...


Olgu Hanım ile irtibata geçmek isteyenler şu mail adresinden kendisine ulaşabilirler:
olguilgin@gmail.com

BURCU AŞÇI
ARALIK 2011
ISTANBUL.

18 Aralık 2011 Pazar

Exhibition: Ayla Dandin Kişisel Resim Sergisi

















Kış soğuğunun hakim olduğu bu pazar günü, kendimi yine Kadıköy'de dolanırken sergiye atıverdim. İyi de etmişim...

Ayla Hanım, 48 yaşından sonra resim yapmaya başlamış. Önce kursa gitmiş, daha sonra da eğitimine devam etmiş. Ve o kadar öğrenci arasından, diğerlerinin de tabiriyle "deli cesareti" tutmuş, peş peşe sergi açmaya başlamış. Bu onun yedinci kişisel sergisi...Eşiyle beraber Foça'ya taşınmış ve orada yaşayıp üretmeye başlamış...

Ayrıca tabloların fiyatları da o kadar uygun ki...25 ile 150 Tl arası değişiyor...Çünkü Ayla Hanım "sadece malzeme parasının çıkması yeterli, yeni tablolar için" diyor. Öyle çok büyük ressam havalarına hiç girmemiş...O kadar sade ve içten bir bayan ki...Belki resimlerinin insanlara çekici gelmesinin nedeni de bundan ibarettir...

Her şeyden öte, nerdeyse elli yaşında resme başlamak ve kişisel sergi açmak, gerçekten de ayakta alkışlanmayı hak ediyor...

Kendisine başarılar ve bol resimli günler diliyorum...

Yer: Barış Manço Kültür Merkezi

BURCU AŞÇI
ARALIK 2011

ISTANBUL
.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Fark Etmez !!!



Kilo versen de... Sportif olsan da...
Saç
rengi değiştirsen de...
Kestirip veya uzatsan da...

Kıyafetleri dekolteye bürüsen de...

Mekan değişikliği yapsan da...

Cilveli olsan da...

Naz yapsan da...
Tartışma çıkarsan da...

Bir erkek, arzulamıyorsa seni...Arzulamaz da artık...Beynen tükenmiştir...

Aynı şekilde...

Lafım erkeklere de;

Romantik davransan da...
Kırdığını tamire kalksan da...
Sussan da...

Bir kadın yüreğinde tüketmişse seni...
Erkek ne yapsa...Nafile...

Her ikisinde de...


FARK ETMEZ...


BURCU AŞÇI
ARALIK 2011
ISTANBUL.

10 Aralık 2011 Cumartesi

Erkek Yalanları


Evli erkeğin yakalandığında yalanı:

- Valla canım ben istemedim o bana takıldı, o kadar da dedim bak peşimi bırakmıyor...

Gerçek: He tabi, hatta ellerinden bağlayıp tecavüz de etti kadın size:) Ya da ilişki bazındaysa, sanki tabanca dayadı, mazallah canınız tehlikede kaldı...Yahu buna inanan biri var mıdır acaba?:)))

Yeni Nesil Sevgilinin yakalandığında yalanı:

- Ya ne kıskançsın altı üstü iki muhabbet ettik, bak hiç modern değilsin valla kız arkadaşım olamaz mı?

Gerçek: Olur tabi ama gecenin üçünde mesaj atacak kadar değil. Ya da sizi x kişi bilmem ne barında sarmaş dolaş görecek kadar değil. Bu da modernlik panosu ardına saklanan genç erkek yalanı:)Ayrıca unutmayın, kadınların doğuştan radarları var, hissediyorlar!!!

İlişkinin İkinci Gününde Seviyorum Diyen Adam Yalanı:

- Aşkımmm, prensesim, börtüm böceğim, hadi ama haftasonu bir yerlere gidelim mi? Çok seviyorum seni...

Gerçek: Oha noluyoruz yani, dün gördün bugün aşkın oldum...Dikkat edin bayanlar bu hızla başlayanların "elde ettikten" sonra büyük yalanı oluverirsiniz. Hem çok börtü böcek muhabbetindeki adam pek de inandırıcı gelmiyor...

İnternette Yakaladığınız Sevgilinizin Yalanı:

- Hmm bir merak ettim giriverdim, valla konuşmuyorum, filanca arkadaş yollamış site adresini.

Gerçek: Deneyimle sabittir arkadaşlar bu dediğim, hadi leyn...Bir meraktan girip on tane foto eklemişsen, mazallah merak etmesen nolcak acaba. Oldu, ben de bir merak edip başka şeyler yapsam, valla niyetim yoktu merak işte...:)

Gittiği Mekanları Saklayan Erkek Yalanı:
- Ya valla ufak bir detaydı, çağırdılar gittim, yoksa valla uyuyordum seni aradığımda...

Gerçek: Hahaha, yahu evdeyim diyen adamın birkaç gün sonra falanca saatte başka yerde fotsunu görüyorsunuz, ufak detay oluyor. Hey kadınlar, aynı şeyi biz yapsak nolur size, şöyle gecenin birinde barda kadehleri almışken fotolarımız çıksa, bizde o saate herife uyuduk desek...:)

Beyler, bence ayakta uyuyan sizsiniz...:)

Bu örnekler çoğaltılabilir de...

Fakat benim algılayamadığım bunlara inanan kadınlar.

Bakın, inanmayıp kaale almadan inanıyormuş yapmak ayrı bir şey..Bunu ben de sen de yapabiliriz...

Ama cidden inanmak, hmm işte orda "erkeğin gözünün içine sanki trenmiş gibi bakan" bayan sendromu ortaya çıkar:=)

Hey erkekler,
Bence erkek olmak, fazladan uzuv taşımak değildir...
Erkek olmak, yiğit olmaktır.
Onurunuzla doğruları konuşun, biz de ayakta alkışlayalım:)

BURCU AŞÇI
ARALIK 2011
ISTANBUL.

9 Aralık 2011 Cuma

Topkapı Palace/ Topkapı Sarayı
















Has Oda'nın önünde beklerken:)




Has Oda...The Sultan's chamber...
Sultan's bed...







Harem'in avlusu...


Valide Sultan'ın Odası... The Mother Queen's Chamber...










These photos were taken in October but I couldn't have time to upload them...

Ekim'den kalma resimlerimi anca yükleyebiliyorum...
Arkadaşım Elif ile Topkapı Sarayı'nı gezip tarihin koridorlarında yürüdüğümüz bir günden kareler
...

BURCU AŞÇI
ARALIK 2011
ISTANBUL