1 Şubat 2011 Salı

Ahlaksız Ahlak...


Oscar Wilde'ın sevdiğim bir sözü vardır:
" En büyük ahlaksızlık, ahlak'ın kendisidir."

Size ahlak taslamaya kalkanlara bir dönüp bakın...Hayatlarında pek çok şeyin üzeri örtülüdür. Görmezden gelirler...Sorunları kapatırlar...Kamufle ederler...Ondan sonra da "vay efendim şuna bak" diye kişileri tenkit etmeye başlarlar.

Gülüp geçin...Ben hep öyle yapar ve Oscar Wilde'ın kulağını çınlatırım...

Toplumun her kesiminde, evliliklerde, iş ilişkilerinde, medyada, arkadaşlıklarda ya da yazın hayatında "ahlak" satmaya kalklanlara bakın: Kendi ilişkileri çürümüştür ama üzerini badana boya yapıp cafcaflı bir şekilde dışarıya "ahlaklı" olarak pazarlarlar.

Bir kelime bireyin ağzına ne denli sık düşerse, bilin ki, onun taşıdığı anlamdan bir o kadar yoksundur aslında...Bizim toplumumuzda da sakız olan sözcüklerden biridir "ahlak" ve geleneklerle, dinle ve toplum katmanlarıyla üzerini boyadığı ahlaksızlığıyla her gün bizlere yapay ahlak satmaya çalışır.

Tek bir şey söyleyeyim:
Vicdanınız rahat ise yaptığınız işten, gerisi boş laftır...Bırakın kendi maskeleriyle kendileri aldanarak yaşasın diğer kesim...Sonuçta, şunu öğrendim ki, ne kadar cesursanız ve ayaklarınız üzerinde durabiliyorsanız, o derece de çekilemeyen ve yutulmak istenen kişi oluyorsunuz. Bu da insanın "olmak isteyip de olamadığını" alaşağı etme psikolojisinden kaynaklanıyor.

İnsanların veya toplumun sahte ahlak'ı yerine, siz "sahici bir ahlaksız" olun bari...

BURCU AŞÇI
OCAK 2011
ISTANBUL.