19 Nisan 2011 Salı

Mor Köşe: HANDAN ÖZMEN

Kendisiyle ilk karşılaşmam nerden baksanız on beş sene oncesine dayanır, çünkü kolej zamanımda resim öğretmenimdi. O zamanlar şiir ve yazı yazmanın yanı sıra resim ile de epey haşır neşir olduğum yıllardı ve Handan Hoca'nın dersleri sanki terapi gibi gelirdi bana. Özellikle lise yıllarında Madigliani, Lautrec ve Picasso tablolarından esinlenerek çizdiğim portelerde emeği çoktur. (lautrec'ten esinlenip yaptığım yağlı pastel çalışmam hala odamda durur).

Narin fiziği, hoş gülümseyişi, engin resim bilgisi, bizlere karşı hoşgörüsü ve sakin mizacıyla aklımda her zaman kendine ait bir yer bırakm
ıştır Handan Hanım. Liseden sonra pek fazla resim yaptığım söylenemez fakat blogdan da gördüğünüz gibi sergileri gezmeyi, ressamlarla tanışmayı ve tabloları incelemeyi çok seviyorum.

Seneler sonra internet sayesinde kendisini yeniden bulduğum da Istanbul'un kaosundan uzaklaşıp Datça'ya yerleşmişti. Ve bu kez öğretmen Handan Özmen'den ziyade, ressam Handan Özmen karakteri daha da ön plandaydı...

Benimle, sanat ve resim sevdalıları adına yaptığı mini sohnet için Handan Hanım'a çok teşekkür ed
iyor ve sizleri bir ressamın sözcükleriyle başbaşa bırakıyorum:

KÜÇÜK KARA TAHTA'DAN AKADEMİYE...
Burcu:Resim ile ilk tanışmanız ne zamana dayanıyor?
Handan Özmen:5-6 yaşlarında olmalıyım, dedemin getirdiği küçük kara-tahta ilk resim sehpam olmuştu, renkli tebeşirler de boya kalemlerim… Sonra ilkokul yıllarında, çizgilerimi ve özenli yazımı gören ilk öğretmenim (sevgili Naciye Makal ) ‘’sen akademi’ye gitmelisin’’ diyerek, bilinçaltımda hayat yolumu belirledi…
Burcu:Eğitiminizden kısaca bahseder misiniz?
Handan Özmen:Ve de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde geçen ‘tam yerindeyim’ dediğim 5 yıl! Akademi sonrası ise hayallerden gerçeğe geçişle, tekstil fabrikasında desinatör olarak çizgi ve renklerin dansına devam ettim bir süre daha…

SANATÇI OLMAK UZUN BİR YOLCULUK:
Burcu: Ressam olmak ile resim öğretmeni olmak arasındaki fark nedir?
Handan Özmen:Resim öğretmenliği de desinatörlük gibi ressam olmanın uzantıları olsa da, resim yapmanın öğretilmekten ziyade, yol göstermekle ifade edilmesinden yana olduğum için, kendimi öğretmen olarak görmedim hiç… genç arkadaşlarımla, resim yapmanın sevgisini-keyfini-hayatımızdaki etkisini paylaştım hep diye düşündüm 13 yıl boyunca… Ressam olmak- olabilmek ise çok daha farklı bir süreç tabii ki…öyle ki, sanatçı olmak-olabilmekle bile ilişkilendirilmesi zor bence! Zira, ressam olduğum halde sanatçı olamadığımı söyleyerek, bu rahatsızlığımın nedenini mevcut şartlara, ülkemizdeki sanatın algılanış tarzına ve belki de bu konuda yetersiz kalan mücadeleme bağlayabilirim… Yardım amaçlı yapılan birkaç sergileme dışında hiç kişisel sergi açmamamın nedeni de budur.
Burcu:Sizce, ülkemizde resim sanatına yeterince ilgi var mı?Resim yapmayı bir meslek olarak düşünen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Handan Özmen:
Resim sanatına olan ilgi, daha mümkün ve
daha ulaşılabilir olması özelliğiyle, gittikçe çoğalıyor gibi! şöyle ki, her yerde açılan kurslarla, resim yapmaya ilgi duyan herkes kendine göre bir şeyler üretebiliyor, hatta sergiler açıp ufak da olsa bir kazanç sağlayabiliyor… tabii ki bu sadece bir hobi! Meslek olarak (ressam-sanatçı) düşünüldüğünde ise hayli zorlu bir yolculuk olduğunu söyleyebilirim, zira tamamen sevgiye-azme-beklentisizliğe dayanan umutsuzluğa yer vermeyen, icra ederken mutlu ama her zaman istenilen sonuç alınamayan, boyutları ve ilişkileriyle çok renkli bir iş, fikrimce…
Burcu:Sizce, sanatçı kimdir?
Handan Özmen:Sanatçı, duygusunu-fikrini-savaşını-özlemini-gördüğünü-görmek istediğini kurgulayıp yaratıcılığını dışarı aktarırken hiçbir etkiyle zedelenmeden, yön değiştirmeden yol alabilen ve sonra da emeğinin karşılığını hak eden, arayış içindeki yolculuğu bitmeyecek profesyoneldir.

UCUBELIK ILE MUHTESEMLIGIN DUMENDE OLDUGU BIR GEMI:
Burcu:Peki, Türkiye'de sanat layıkıyla yaşanıyor mu? Bir sanatçının karşılaştığı zorluklar neler?
Handan Özmen:
Ülkemizde sanat, ‘’aman ya! Bunu ben de yaparım’’ basitliğinden başlayıp, ‘’ buna para verilir mi?’’ değersizliğinde yol alan, kimi zaman ‘’muhteşem’’, kimi zaman da ‘’ucube’’ sıfatlarını taşıyarak, zor şartlarda emeğiyle harikalar yaratanla, ismiyl
e emeksiz-paraya sahip olanların yürüttüğü bir gemi sanki! Neyse ki iyi niyetli, mütevazı sanatçılarımızın gayretiyle karaya oturmaktan kurtuluyor!
Burcu:Genellikle ressam ve yazarlar için marjinal kişilik yaftası yapıştırılır. Sizce,marjinal nedir ve sanatçı illa uçlarda mı yaşar?
Handan Özmen:
Doğaldır ki bu yolculukta marjinalliğe de yer vardır…sanatçının çizgilerle gelişen dünyasında, her an çizgiyi aşması an meselesidir zira! Yine de sanatçı olmak adına bilinmeyen kapıları zorlamak yerine, kendini ifadede anlaşılır olmak da yaratıcılığa boyut kazandırabilir fikrin
deyim. Ancak, günümüzde sanatçı kimliğinin tartışılması kadar, yaratıcı kişilerin marjinalliği de pek kabul görmemektedir, diğer bir çok şey gibi ne yazık ki!
Burcu:Sizi en çok etkileyen ressamlar ve eserler hangileri olmuştur?
Handan Özmen
:Yerli ve yabancı çok usta var tabii ki ese
rlerinden etkilendiğim ama isimsiz mağara resminden itibaren çağdaş sanatçılarınkilere kadar her esere saygı duyarım, verilen emekten dolayı… Orjinalini görünce şaşırarak etkilendiğim eser ise Leonardo’nun Mona Lisa’sı olmuştu! Herkesin çok iyi bildiği ve hatta çeşitli şekillere sokup, fazlaca yorduğu bu eserdeki (izleme ortamının şartları dolayısıyla da) küçücük bir portreye sığan onca ifadeye bir kez daha hayran olmuştum.
Burcu:Ne tür resimler yapıyorsunuz?
Handan Özmen
:Portre, duyguların ifadesi! Öncelikle karakalemle başlarım duygulara yolculuğa, ya
vaş yavaş biri bana doğru bakar olur! Sonra diğer tekniklerle yüzey üzerinde dolaşırım… Diğer figüratif çalışmalarımda da, portre gibi ön düşüncesiz bir yolculuk başlar ve sonucu ben bile ilk kez görürüm!

VE SON DURAK: DATÇA
Burcu:Son olarak, günlük yaşamınızda nelerden keyif alırsınız? Yoğun bir metropolitan hayatından sonra Datça'ya yerleştiniz, Datça'ya bir gününüz nasıl geçiyor?
Handan Özmen:
Evet , son olarak Datça! Burası da daha önceki duraklarım gibi (yaklaşık 5 yıldır mekan
arayışındayım) resim yapmak için duygu ve ruh anlamında çok daha geniş, zengin ve özgür bir mekan…en önemlisi yorgunluk yok! Resim yapmanın yanı sıra, yine burada sanatla ilgili kişilerin atelyelerini ziyaret etme imkanı buluyorum, zaman içinde çalışma da yapılabilir belki de..Bir de fotoğraf çekmek tabii ki…son derece güzel ayrıntılar gözlerimin önündeyken… Ama yine de burası son durak diyemem, zira sanatçı olabilmem için bu arayışı sürdürmem gerekiyor! Kimilerince bu da bir nevi marjinallik olsa da :)

Handan Özmen:
Önce öğrencim, şimdi de duygulu, duyarlı, güzel görüşlü ve de ilgili genç arkadaşım!
Bana yöneltmeye layık bulduğun soruların benim için ilk olması nedeniyle çok özeldi,
teşekkür ediyorum…Öğretmenliğin bana verdiği en güzel ödül bu oldu gerçekten, başta sen olmak üzere sevgili Burcu, yüzlerce genç insanın sıcak dostluğunu hissetmek ne güzel!

Ve sizleri Handan Hanım'ın birkaç adet çalışmasıyle kısa bir resim yolculuğuna çıkarıyorum...Sevgiler... BURCU AŞÇI

PAINTED BY HANDAN OZMEN...

1 yorum:

SOURIANT dedi ki...

seni seviyorum :)

http://handanozmen-souriant.blogspot.com