8 Ekim 2011 Cumartesi

Mor Köşe: Özlem HATİPOĞLU


Uzunca bir yaz tatili sonrasında Mor Köşe ile yeniden hepinize merhaba...Bu sezonun ilk röportajını, yaşamın çok içinden ve bizlere yaşam yolunda ışık tutan birisiyle yapıyorum: Özlem Hatipoğlu Şenocak...

Malumunuz, son on senedir kişisel gelişim ve ruhsal aydınlanma tüm dünyanın ilgi odağı oldu. Yüzlerce yıldır bireyler maddenin kaosunda çırpınıp dururken, içlerinde bir şeylerin hep eksik olduğunun farkına vardılar. Ne aldığımız arabalar, ne yaptığımız alışverişler ne de elde ettiğimiz başarılar doyuramadı içimizdeki o bilinmeyen boşluğu...Kimimiz paraya daha da vurdu kendini, kimilerimiz içkiye, kimilerimiz ise hiç düşünmeden yine geçiştiriverdi ve kısır döngünün sığlığına hapsetti kendini. Ancak bir kesim var ki, tabiri caiz ise "aydınlanmaya" başladı. Sorguladı, okudu, içinin derinliklerine indi ve o hep eksik olan şeyin "farkına" vardı. Ve böyle kişiler kendi içlerinde değişip, tekamül ettikçe ışık saçmaya başladılar. Dışarıdan onlara bakanlarsa kimi vakit deli dedi, kimi vakit merak etti ve yine bir azınlık var ki "evet" deyip kendi tekamül yolculuklarına başladılar.

İşte, bugünkü konuğumuz o içinde yakaladığı ışık ile kişilere yol göstermeye çalışan bir kadın... Aslen kendisi avukat...İstanbul Üniversitesi Hukuk mezunu...Öncesinde ise Saint Benoit koridorlarını aşındırmış...Evli ve biri kız diğeri erkek iki çocuk sahibi...Anne, kadın, eğitmen, avukat, arkadaş, sırdaş, kişisel gelişimci...Uyguladığı EFT tekniği ile pek çok kişiyi korkularından arındıran bir terapist...Bendeniz de Özlem Hanım'ın tekniğinden birkaç ay önce faydalanmış ve oldukça da yararını görmüş biri olarak, sizleri Özlem Hanım'ın serüveniyle tanıştırmak istedim...

İNSANLARI MUTLU EDEREK MUTLU OLUYORUM

Burcu:
Merhaba...Her ne kadar ben sizi gayet yakından tanısam da, okuycular için kendiniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Ö.H:İstanbul'da doğdum büyüdüm. Evliyim bir kız bir erkek iki çocuğum var. Genelde mutlu yaşamayı seven küçük şeylerle mutlu olmayı bilen bir insanım. Hayatımın büyük bir kısmını kendimi mutlu etmekle geçirdim. Şimdi insanları mutlu ederek mutlu oluyorum.

Burcu: Kişisel gelişim serüveniniz nasıl başladı?
Ö.H: Babamın ölümünden sonra ruhen büyük bir çöküntü yaşadım. 2003 yılında ablam bana iyi geleceğini düşünerek reiki 1 uyumlanmasına götürdü ve gerçekten de iyi geldi. Reiki'yi çok sevdim bir süre kullandım. Fakat daha sonra bir süre üzerini örttüm ve kendimi hayatın olaylarına kaptırdım ta ki bir gün Eric Pearl'ün Tekrar Bağlantı kitabını okuyana kadar. Asıl her şey onunla başladı diyebilirim.

Burcu: Peki, kişisel gelişim alanında herhangi bir eğitim aldınız mı?
Ö.H:
Bu insanlara değişik geliyor ama ben aslında avukatım ama avukatlığı bir süre yaptıktan sonra beni mutlu etmediğini aksine mutsuz ve hasta ettiğini fark ettiğim için bıraktım. Kişisel gelişim alanında bir çok eğitim aldım, bir çok kitap okudum, bir çok seminere katıldım. Bunlar arasında beni en çok etkileyen ve gururla söyleyebileceğim Metin Hara'nın öğrencisi olduğumdur. Onun sekiz hafta süren eğitim süreci beni bulunduğum noktadan alıp daha yüksek bir yere çıkarttı diyebilirim. EFT konusundaki eğitimimi ve sertifikamı ise Oytun Okkır'dan aldım.

BU BİR UYANMA ZAMANI

Burcu: Özellikle
son on yıldır tüm dünyada ve ülkemizde de kişisel gelişim alanında patlamalar yaşanıyor. Daha çok kitap basılıyor, insanlar workshop'lara akın ediyor. Sizce bunun nedeni nedir? Bir nevi Aydınlanma Çağı diyebilir miyiz?
Ö.H:
Bazıları bunun bir moda olduğunu düşünüyor ama ben bunun geçici olduğunu düşünmüyorum. Kişisel gelişim insanlara sevgiyi ve mutluluğu öğretiyor. Bu dünyanın en güzel şeyi. Aslında hep vardı. Yahudilerin kabala öğretisinde, Mevlana'nın mesnevisinde, Budha'nın sözlerinde hepsi yıllardır aynı şeyleri söylüyorlardı. Kendinizi sevin, birbirinizi sevin, dünyayı sevin. İnsanlar gerçekten yapılması gerekenin bu olduğunu yeni yeni görmeye başladılar. Ve bir kez bu yola çıktıktan sonra zaten doğru olanın bu olduğunu kalbinizle anlıyorsunuz. Evet sanırım bu herkes için bir uyanma zamanı.

Burcu:
Kişisel gelişim-malesef- her alanda olduğu gibi sömürüye açık bir konu. Bu işi tamamen ticari olarak görüp, pek çok kişiden rant sağlayan kişiler de var. İnsanlara doğru adresi ya da kişiyi bulması için ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?
Ö.H
: Evet öyle insanlar var ama kişisel gelişimin bize öğrettiği olanı olduğu gibi kabul etmek ve insanları yargılamamaktır. Doğru kişiyi sadece içlerine sorarak seçebilirler. Şöyle bir ipucu verebilirim. Doğru insan her zaman ismiyle cismiyle kendini ortaya koyar. İnternette aradıkları kişinin fotoğrafı yoksa ismi sahteyse o kişilerden uzak durmalarını söyleyebilirim. Kendine varmış insanın kendisini takma isimlerin arkasına saklamaya ihtiyacı yoktur. Fotoğraf bulduklarında fotoğrafa baksınlar ve bu insanın kendilerine sıcak gelip gelmediğini sorsunlar. İçlerinden doğru cevap gelecektir.

Burcu:
Eft'nin anlamı nedir ve uygulanan teknik hakkında bilgi verir misiniz?
Ö.H:
EFT nin açılımı Emotional Freedom Tecniques yani duygusal özgürleşme teknikleri demektir. Yüzümüzde ve vücudumuzdaki bazı akupunktur noktalarına küçük vuruşlar yaparak uygulanır. Bu teknik kısa sürede sizi istemediğiniz duygudan kalıcı olarak kurtaran mucize bir tekniktir. Öğrenmesi ve uygulaması kolaydır. Ben EFT yi öğrendikten sonra bunu daha önce öğrendiğim bir çok şeyle birleştirerek kendi Duygu Terapisi yöntemimi ortaya çıkarttım. Normalde EFT uygulaması 10 dakika süren bir tekniktir. Fakat insanların hayatında tek bir duygu yok. Geçmişten biriktirmiş oldukları hatta farkında bile olmadıkları bir çok duygu var ve bunların üzerinde çalışmak için gerçekten zamana ihtiyaç var. Bu nedenle ben bana gelen insanlara 1-1.5 saat kadar zaman ayırmayı tercih ediyorum. Hayatları üzerine sohbet ediyoruz. Kişisel gelişim alanında destek oluyorum. Hayata bakış açılarını değiştiriyorum ve sorunlu oldukları tüm konular üzerinde tek tek çalışıyoruz. Bu nedenle benim Duygu Terapisi seanslarım gelen kişinin durumuna göre en az 2 en fazla 4 seans olabiliyor. Seanslarımız bittiğinde yanımdan ayrılırken rahatlamış ve hafiflemiş olarak gidiyorlar. Bu beni gerçekten çok mutlu ediyor.

Burcu:
Peki, Özlem Hatipoğlu'nun bir seansı nasıl geçiyor? Seanslara katılım için belli koşullar gerekli midir?

TEK ŞART DUYGULARINDAN KURTULMAYI İSTEMEK

Ö.H:Benim seanslarıma katılmak için tek şart gelecek kişinin duygusundan kurtulmayı gerçekten istiyor olması. Bunu randevu vermeden önce soruyorum. Çünkü insanlar bazen o duyguyu içlerinde tutmaya devam etmek isterler bu bir tür kendini cezalandırma yöntemidir. Bu insanlar için ne yazık ki yapabileceğim bir şey yok. Ama bu duygudan kurtulmak istiyorum diyen herkese kapım açık. İster yeni bir aşk acısı olsun, ister eskiden kalma bir yakınını kaybetmenin acısı olsun. Tüm duyguları ortadan kaldırıyorum. Seanslarım genelde günlük sohbetle başlar. İnsanların bana ve ortama biraz ısınmaları için zaman tanırım. İlk çekingenliklerini üzerlerinden attıktan sonra derin paylaşım başlar bu sırada en derin sırlar, en kötü yaşanmışlıklar konuşulur. Bana her şeyi rahatça anlatırlar çünkü kimseyi yargılamam ve benimle konuştukları her şeyin bende sır olarak kalacağını hissederler. Bu kısımda epeyce gözyaşı olur. Sonrasında kahkaha kısmına geçeriz. Birlikte bolca güleriz en son bir boşluk ve şaşkınlık hissederler. Çünkü gerçekten duygularının bitip gittiğine bir inanmazlık olur. Yanımdan ayrılırken hep yüzlerinde kocaman bir gülümseme ile uça uça giderler.

Burcu: Bizlere, bu tekniği uygulayıp da başarıya ulaştığınız kimi olaylar hakkında bilgi verebilir misiniz? Ö.H: Aslında insanlar bunu çok merak ediyorlar. Bu konuda bir kitap yazıyorum. Henüz ne zaman basılacağını bilmiyorum ama çözülen olayları okumak diğer insanlar için de umut verici olacak bunu biliyorum. Tabii ki tüm gelen kişilerden tek tek izin alarak ve izin verenlerinkini ve isimleri değiştirerek olayları yayınlamayı düşünüyorum. Size bir kaç örnek anlatayım. Bir danışanım 6 yıl önce internetten bir kızla uzun süre yazışmış. Kızın ne yüzünü görmüş, ne sesini duymuş ama kıza çılgınca aşık olmuş. Sonra kız aniden ortadan kaybolmuş ve bu kişi 6 yıl boyunca bu aşk acısı ile kendini hayata kapatmış küsmüş, işinden ayrılmış kendi köşesinde oturuyordu ve bunlara ek olarak ödeyemediği için çok sıkıldığı bir borcu da vardı. Onunla çalıştıktan sonra kıza olan aşkını tamamen unuttu 3 ay geçmeden hayatına yeni bir kız girdi, yeni bir iş buldu ve mucizevi bir şekilde borcunu kapatacak bir yol buldu. Hayatı tamamen değişti. Başka bir danışanım boşanmış olduğu kocasına olan nefretini bir türlü üzerinden atamadığı için bu nefret onu yiyip bitiriyordu. Onunla çalıştıktan sonra o da aman bu adam için mi sıkacağım kendimi o da kimmiş diyerek hayatına mutlu bir şekilde devam etti ve adam ne yaparsa yapsın onu etkilememeye başladı. Hasta annesiyle birlikte yaşamak zorunda olan ve ona tahümmülü kalmamış bir danışanım çok mutsuz bir şekilde gelmişti. Hem annesine bakmak ona çok yorucu geliyor hem de buna katlanamadığı için büyük vicdan azabı çekiyordu. Bu duygularını ortadan kaldırdıktan sonra o da annesiyle mutlu bir şekilde yaşamaya devam etti.

Burcu:Sizi de aydınlatıp okumaktan keyif aldığınız kimi kitapları okuyucularla paylaşır mısınız?
Ö.H:
Bir çocuk kitabı var bunu tavsiye ettiğimde çok şaşırıyorlar ama bence herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Michael Ende'nin Momo adlı kitabı. Eckhart Tolle'nin Şimdinin Gücü, N. Donald Walsch'nin Tanrı ile Sohbet. Burcu:Pek çok insan kişisel gelişimle uğraşan bireylerin hiç sorunları olmadığını düşünür. Oysa ben de yakından biliyorum ki, her birey gibi ufak veya büyük pek çok sorunla yüzyüze geliyorlar. Peki, bunların üstesinden nasıl geliyorsunuz? Sürekli bir mutlu olma hali var mı sahiden?
ZİHNİN DÜŞÜNCESİZLİK HALİ MUTLU EDER
Ö.H:
Ben her gün mutlaka meditasyon yaparım. Bunu yaptığınız zaman sonunda bir düşüncesizlik haline ulaşırsınız ve düşüncesizlik hali sizi mutlu eder. Çünkü sizi mutsuz eden aslında düşüncelerinizdir. Geçmişle ya da gelecekle ilgili düşünceleriniz. Yani sürekli bir mutluluk hali var evet. Ama tabii ki hayatın içinde sorunlar karşımıza çıkıyor. Karşıma bir sorun çıktığında ve zihnim düşünceler üretmeye başladığında yalnızca nefes alırım ve zihnim susar böylece ben huzur halime geri dönerim.Benim hayatla başetme yolum bu.

BIRAKIN ELALEM NE DERSE DESİN

Burcu:
Sanırım bireyler en çok çocukluktan süregelen yanlış kodlamaların yansımalarından çekiyorlar bu yaşamda. Bu açıdan bakıldığında ebeveynlere, çocuklarını yetiştirme konusunda ne gibi önerilerde bulunursunuz?
Ö.H:
Çocuklarının sahibi olmasınlar onları özgür bıraksınlar ve en önemlisi çalıştığım insanlarda çok sık gördüğüm yanlış " herkes benim hakkımda ne düşünecek !" endişesi. Bu bizim toplumumuzun korkunç bir yanlışı. Çocukları hep elalem ne der diye yetiştiriyoruz ve sonunda onlar kendileri için değil elalem için yaşayan insanlara dönüşüyorlar ve bu da doğal olarak onları mutsuz ediyor. Bıraksınlar elalem ne derse desin. Çocukları nasıl mutlu olacaksa onu yapmasına izin versinler. Saç mı uzatmak istiyor, uzatsın dövme mi yaptırmak istiyor yaptırsın. Bunlar dünyanın sonu değil. Çocuğun bilmeye ihtiyacı olan şey anne ve babasının her zaman onun yanında olduğu ve onu ne yaparsa yapsın sevdiğidir. Çocuklarına sevgilerini göstersinler. En önemli şey budur.

Burcu: Özlem Hanım, bu keyifli sohbet için teşekkürler. Son olarak, okuyucuya söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Ö.H:
Herkesin içindeki dinginliğe ulaşmak için içinden ne yapmak geliyorsa onu yapmasını öneriyorum. Hayat koşuşturmacasına biraz ara verip kendilerine zaman ayırsınlar. Kendilerini önemsesinler ve ne yapmaktan keyif alıyorlarsa onu yapsınlar.

Özlem Hatipoğlu ile iletişime geçmek için Facebook grubuna katılabilirsiniz: http://www.facebook.com/#!/groups/duyguterapisi/
ya da

mail adresinden kendisine ulaşabilirsiniz: ozlmhatipoğlu@gmail.com

BURCU AŞÇI
EKİM 2011
ISTANBUL.

1 yorum:

Happy Mixy dedi ki...

Özlem hanimla 2,5 saat gecirdim :) sakinligine hayran kaldim :) huzur vericiydi...Ben de seanstan mutlulukla ve rahatlamis cikanlardanim. Özlem hanima buradan da tesekkur etmek isterim.herkese sevgilerimle :)