3 Haziran 2012 Pazar

Bedenime Dokunma !

Son gündem maddesi ile yine ülke genelinde dikta'sını sağlamlaştırma hesabı içinde olan hükümet, kanımca çok yanlış bir kayaya tosladı. Bir bakalım Tayyip ve hükümeti ne demiş: Kürtaj cinayettir. Yasaklanacak. Ah çok pardon 4 haftaya kadar izin varmış.


İyi de bir kadın prediktör kullanmak istese bile, tahmini regl tarihinden 10 gün geçmesini beklemek zorunda ki sağlam sonuç alsın. E diyelim kan testi yaptırdı, keza aynı şey gerekli. Ve sonunda doktora gidildiğinde genellikle size 5 haftalık hamile olduğunuz söylenir. Çünkü gebelik ilişkiye girilen günden değil, son regl tarihi baz alınarak hesaplanır. Yani evet siz 3 hafta önce döllenmiş olabilirsiniz lakin tıp literatüründe 5 haftalık gebesinizdir. Eee nasıl oluyor da 4 haftayken kürtaj olacaksınız? Uyanın canlarım: Kürtaj toptan yasak demenin dolaylı versiyonudur bu...Ama Sağlık Bakanı'na bakacak olursanız, bir kadın regl geçtikten 10 gün içinde anlarmış, geriye karar almak için de 1 hafta kalıyormuş yetermiş...Bunların mı zekası kıt yoksa bizleri mi saf yerine koyma cürretindeler, orasını takdirinize bırakıyorum.


Peki tecavüz sonucu gebe kalanlar? Üzülmeyin ayol, devlet bakarmış. Adam gelsin üzerime saldırsın, en hayvani dürtüleriyle beni hırpalasın ve nefret edilesi tohumlarını içime fışkırtsın, ben de oturup onun cenininin içimde büyümesini bekleyeyim, öyle mi? Pardon da kuluçka makinesi gibi bir halimiz var mı? Siz bu denli izzeti nefissiz olabilirsiniz de beni bu ahlaksızlığın bir parçası yapmak sizin ne haddinize? Bu arada unutmadan, bir öğretmen olarak şunu belirteyim, anne karnında sevilmeyen çocuklar bu eksikliği yaşamlarının her alanında hissediyorlar. Ama ben kimse söylüyorum ki bu pedagojik bilgiyi? Ne de olsa ilimdir benim anlattığım ve sizlerin kulakları tıkalıdır her türlü bilimsel veriye...Varsa yoksa bir kutsal kitap-ki onu bile kafanıza göre şekillendirdiniz, bir de sünnet...(sünnet demişken burdaki manasıyla alakası olmasa da belirtmeden geçemeyeceğim: Rahmime karışana kadar çükünü kessen kökünden!!!)


Pek sevgili  Başbakan'ın olayı siyasete de kıvırtıp Uludere'ye bağlamasını ise cidden yorumsuz geçiyorum.


Kürtaj elbette bir doğum kontrol yöntemi değildir. Ancak, kimi şartlarda, örneğin dış gebelik gibi ya da anne hayatının tehlikeli olduğu vakalarda, kürtaj sağlık için elzem bir müdahaledir. Gelişen teknoloji ile artık çok erken safhalarda bebeğin Down sendromlu olup olmadığı bile belli olabiliyor. Bu noktada doktorlar aileye tercihlerini soruyorlar. Ben Down sendromlu bir bebeğin yükünü taşıyamayacak isem, kaldı ki o canlıya da dünyayı zehretmek istemediğimden, kürtaj haklı bir tercihtir.


Evlilik dışı çocukları da destekleyen pek modern hükümetimiz (!) bu kadar çocukla nasıl başa çıkacak ciddi bir merak uyandırıyor. Bir önceki cümleme hiç şaşırımayın...Kürtaj yasaksa, 16 yaşımda da doğururum, evli adamdan da doğururum, evlilik dışı da zırt pırt doğururum. Nasıl olsa devlet o pek şahane ve tam teşekküllü yetimhanelerinde aşk ile büyütecek ya!!!!!


Kürtaj yasaklayana kadar otur da halkına doğum kontrol yöntemlerini öğret diyesim var ama kime diyorum ki??? Adamların derdi sağlık değil, ileride kendilerine yatırım yapmak adına "bomboş" bir nesil yetiştirmek...


Yok sevgili Başbakan, benden sana oy çıkmayacağı gibi, rahmimde de senin için potansiyel oy yetiştiremem. Onun yerine sökerim o rahmi yerinden daha iyi...


Ha bu arada pek sayın Sağlık Bakanı'na bir çift lafım var: Bal gibi de çatır çutur da kürtaj yapılacak. Muayenehanelerde 5 yerine 15 lira verilecek, kayıt dışı kürtaj gerçekleşecek. Parası olanlar mutlu mesut evlerine dönecek, olan garibana olacak. Ot ile sopa ile kanırta kanırta gariban düşük yapacağım diye canından olacak...Fedaisi olduğunuz kapitalist sistemin rahme yansıması...


Hem, yasaklıyorsun ya...Bilmez misin ki yasaklar her daim delinmek için vardır. İnsanoğlunun fıtratıdır bu...Adem-Havva-Elma üçlemesini iyi öğretmediler mi size yoksa? A, yoksa ta ordan mı kalma biz Havvalara hıncınız?


Geçiniz bunları pek saygıdeğer bakanlar ve bu bakanların yüzde elli simgesi olan "sağlam zihinle bakamayanlar"...Ne vajinam ne de rahmim Tanrı'nın bir kulunun tekelinde olamaz- zira Tanrı bile onu sadece "bana" bahşetmiş...Tanrı'ya böyle inanıyorum derken Tanrıcılık oynamak sizce de "kibir" olmuyor mu? (Aaa Kur'an da da en büyük günahlardandır kibir, bir tesadüf mü bu acaba?)


Yanlış kayaya çattınız bu sefer...Zira vakti zamanında cephaneyi sırtında taşıyan bu kadın, devran döner seni de nereye taşır bilemem...


NOT: Silivri'ye gideceksem on gün önceden haber ver de eşyalarımı toplayayım, bir karton sigara ayarlayayım filan...Ama benden söylemesi Ergenekon diye alma, çünkü kabak tadı verdi ziyadesiyle...


Burcu A.
Haziran 2012
Istanbul.



Hiç yorum yok: