24 Mart 2013 Pazar

Bazen... Bazı İnsanlar...



                                              

Bazen, bazı insanlar içlerindeki geçmişin ağusunu dökerler şimdiye...Başka zamanlarda yaşadıkları pişmanlıkların ve vazgeçişlerin sancısı, kara bir gölge gibi vurur yaşadıkları herşeyin üzerine... Bazen bazı insanlar gizlerler kendilerini ve cisimsiz kalırlar duygu yoksunu mevsimlerinde...


Bazen, bazı insanlar korkarlar derin sulardan... Bilinmeyenin denkleminden ve yeni bir yenilginin yaşatacağı farazi kırgınlıktan korkarark farazi bir güvene sıkıştırırlar kendilerini...Gemileri, kendi inşa ettikleri limanlarında güvendedir. Oysa, gemiler limanda bekletilmek için değildir... Bazen, bazı insanlar, incinmeyi göze alamadıklarından yaşamayı feda ederler farazi bir hayat adına...



Bazen, bazı insanlar yalanın keşmekeş geçiştirmelerinde savuşturur hayatı...Ve savururlar esir ruhlarını... Esirdirler çünkü ne sevgiye ne de güvene kendilerini teslim edemeyecek kadar zırhlarının ağırlığında karşılarına alırlar hayatı... Ve hayat, her defasında es geçer onları, ruhlarına sızacak bir delik bulamadığından... Bazen, bazı insanlar, sürekli tekrarlarlar aynı yaşanmışlığı, farklı figüranlarla...





Bazen, bazı insanlar içlerindeki öfke, yara, sevgisizliği ya da biriken ne varsa bedenlerle sarmaya kalkar... Cinselliğin ıslak gel gitlerinde sahte hazlar ile güçlü göstermeye kalkarlar kendilerini... "Yaşıyorum işte, hala varım hayatta" derler terli bedenlerin kesik nefeslerinde... Oysa, ölmüştür içleri çoktan. Bir spor, bir es geçme ya da kafa dağıtma eylemidir bütünleşmek onlar için...Ki bütün de olamazlar, çünkü cinsellik ne harika bir vücut ne de engin bir teori gerektirir. Tanrı'nın en büyük armağanı olan "gerçek bir cinsellik" sadece bibrbirinde yitip gitmeye hazır iki ruha ihtiyaç duyar... Bunun haricindeki, çiftleşmedir hayvanlar alemine özgü... Bazen, bazı insanlar, ölmüş ruhlarını diriltmek adına bedenlere sarılırken, daha da ölürler farkında olmadan...





Bazen ihanet yaklaştırır iki ruhu birbirine... Yabancı bir kolda uyandığın herhangi bir sabah ya da hınç dolu iken yaşadığın seks ile eskitiiğin ruhun, çok geç kaldığında, bir sigara dumanında anlar ki aşktı o ... Bazen bazı insanlar ihanet ile öğrenir sadakati...
                                              



Bazen, bazı insanlar harcanmış seçimlerin yegane kurbanı rolüne inanarak, yenilgiyi hep dışarıda ararlar. Ne var ki, kimse kimseye bir şey yapmaz... Yenilgi olarak adledilen, egonuza ters düşen her ne ise, siz kendi ellerinizle yaratırsınız. Bazen, bazı insanlar, kendi içlerindeki karanlıktan dolayı
aydınlıktan kaçarlar... Benliklerinin yazgısıymışcasına ezberledikleri bir oyunu sahneye koyarlar... Oysa, kendi ellerinin yarattığıdır karanlıkları ve unuttukları ise güneş herkesin üzerine doğar...


Bazen, bazı insanlar ise acıya, kırgınlığa ve bilinmeyene rağmen açarlar yüreklerini... Paramparça olma pahasına... Geçmiş, geçip bitmiştir, edinim olarak ceplerinde kalarak... Gelecek, henüz gelmemiştir... Onlar şimdi de yaşarlar... Bin kere acı çekselerde bin birinci kez yeniden sevdalanırlar hayata... Dağlanan masallardan, kahpe dostluklardan, yıkılan hanelerden geçseler de, ruhlarının kapısını hayatın rüzgarına açarlar... Çünkü bilirler ki herkes farklıdır, her hikaye ayrıdır... Bilirler ki, ancak şevgi ve şefkattir insanı ayağa kaldıran... Bilirler ki, acı çekmekten korkmak, ölerek yaşamaktan ibarettir. O halde gemileri yüzdürmeli okyanusta, rotayı bilmeden...O halde, aşka düşmeli korkusuzca, sonunu düşünüp hesaplar yapmadan... O halde, güvenmeli sil baştan hançerlenmeyi göze alarak... Ancak, böyle doğar Tanrı'nın güneşi İçimizin loş koridorlarına... Almak için vermeyi göze alabilenlerdir bu soluksuz yolculukta kutsanacaklar... Varsın, eski kafalı desinler, varsın ardınızdan gülsünler... Hala inancınız ve acıyan yanınız olduğu için, insan kalabildiğiniz için hürsünüz demektir... Prangalardan hür... Bazen, bazı insanlar, yaşama cesaretinde bulunurlar, ıssız ruhların farazi dünyasında...

BURCU AŞÇI
MART 2013

ISTANBUL