1 Ağustos 2014 Cuma

Süs Balığı




İçi boşaltılmış kavramlar ve anlamını yitiren sözcükler ile 21.yy adeta dejenerasyonun körüklendiği bir zaman dilimi oldu. Teknolojik gelişmelerin üst düzeyde ve ışın hızıyla geliştiği bu asır, her şeyi kolaylaştırırken insan’ın özünü unutturup insan ilişkilerini de basite indirgedi.
Elbette, her şey zıttı ile var olur inancından yola çıkarsak, en büyük getirisi ise –özellikle son birkaç yıldır- insanların içlerindeki yozlaşma ve boşluğun farkına varması, bir de var olan sistemin çürümüşlüğünü idrak edebilmesi oldu.
Özgürlük adı altında sistemin en başta vurduğu kadınlar, şimdilerde birer süs balığı gibi etrafta dolanmakta. Ya da sistemin para ve güç afyonundan nasiplenen, moda sektörüne sözde “trend”ler ile abonman olan “çok renkli” balık hafızalı erkeklerin türemiş olması da cabası.
Kimdir bu süs balıkları acep diye meraklananlara, birkaç cümle ile tarifimi sunmuş olduğumda, çevrenizin çoğunun böyle kişilerle dolu olduğunu fark edip, “akvaryumda” hapsolduğunuz hissine kapılabilirsiniz.
Efendim, öncelikle bu süs balıkları, sürekli olarak gündemi takip eder, son moda kıyafetleri inceler ve magazinel bir düşünce boyutuna sahiptirler.
Bedenlerine gözleri gibi bakarlar zira içten içe bilirler ki bedenden başka sunabilecekleri herhangi bir yetileri yoktur. Dekolte severler derneği kursalar, eminim üye patlaması yaşayabilirler. Son dönelerde ise dudak büzme pozları ile popülerlik sevdalarına bir adım daha yaklaşmışlardır. Dar bir giyim tarzı tercihleridir. Özgürlük, diledikleri gibi seks yapma serbestliğini çağrıştırdığı gibi, bir erkeği kolundan tutup yatağa götürmek hanelerine yazılan büyük bir puandır. Eh tabi, barların ve en gözde cafelerin müdavimleridir bu balıklarımız. Bunların erkek versiyonu da zira bu gibi yerlerde takılıp, içmeyi, gürültülü kahkahalarla eğlenmeyi pek sever. Yattıkları kadın sayısı ve suni skor hevesleri ile kendi çevrelerinde hatırı sayılır bir isim yapmanın şişkin egosu hakimdir yüzlerindeki ifadeye. Genelde hafif alaycı bir havaları vardır, hani şu “her şeyi bilirim” bakışları. Para kazanmak, araba markaları bir de tuttukları takımın maçları üçgeninden oluşan sohbet repertuvarları, süs balık kadınlar için yeterlidir. Ne de olsa, bu türevin kadınları da kozmetik, uğrak mekanlar ve yeni çıkan albümler ekseninde muhabbet üstadı olmuşlardır.
Süs balıklarının avlanma saati yoktur. Bu türün kadını da erkeği de günün herhangi saatinde ava çıkabilir. Genelde erkekleri, akşamı tercih eder zira tüm gün banknot peşinde kendilerini heba ediyorlardır. Gerekli besin kaynakları arasında espresso, vodka, bira ya da envayi çeşit egzotik içecek sayılabilir. Ha bir de teknolojik olarak bunları sosyal ağlarda paylaşırlar. Sosyallik demişken, sakın aklınıza sosyalizm filan gelmesin yahu. Çok işlek bir caddenin keyifli bir cafesi ya da gece alemlerinin yüksek tempolu müzikli mekanları en sosyal kimlikleridir. Hem de bol soslu ve sulu gülücüklerle.
Fast food yemek yemeyi severler ki bu yeme biçimi ilişkilerine de yansıdığından “tüket ve yok et” desturu ile yaşarlar. An, sadece şimdiki andır. Tamam, bilge kişilerde bunu doğrulamıştır ancak süs balıkları, sahip oldukları balık hafızası ile şimdiyi birkaç saat sonrasına bile taşıyamazlar.
Aşk mı dediniz? Bu tütn kadın ve erkeği için aşk, her daim içine düştükleri fıkır fıkır ve kıpır kıpır dürtülerden ibarettir. Yani, sokak başında size vurulabilir, adınıza methiyeler düzebilir, lakin birkaç düzülmeden sonra bir başka sokağın başında yeni bir aşk onları bekler. Adı üzerinde süs balığı işte.
Sevgi derseniz, isterseniz hiç demeyin, zira bu tanımlamada onların lügatında bambaşka yerlere çekilebilir. En genel cümleleri “ay ben insanları seviyorum ya!” olmuştur.
Zihinleri, ya rejime ve sıkı kalçalara, ya da deplasmanda hangi forvetin oynayacağına odaklı olduğundan, ülkenin öbür ucunda olup biteni bırakın, kimi vakit burunlarının dibinde vuku bulandan habersizdirler. Okuma diyorsanız, haklarını yemeyelim. Tüm kadın dergileri, popülerizm kokan ucuz edebi romanlar ya da Fotomaç, Teksas Tommiks gibi geniş bir yelpazede okuma oranlarının yüksekliğini görebiliriz.
İnternet, yeni arkadaşlıklar bulmak, avlanmak ve kendi ilgi alanlarını oluşturan konular hakkında oldukça yararlı bir kaynaktır. Mesela, seksi bir poz mutlaka vardır süs balığı kadınların profilinde. Bu türevin erkeklerini de her türlü arkadaşlık sitesinde görmek mümkün olduğu gibi, paylaşım sayfalarında da tanımadıkları pek çok süs balığını eklemekle kendilerine yalan bir dünya kurarlar.
Süs balıklarının ömrünü soracak olursanız… Bu ruhtan yoksun yaklaşımlarıyla aslında her gün öldüklerinden, esas ölüm yaşları bilinmemektedir.
Süs balığı adamlar süs balığı kadınları bulurlar.
Süs balığı kadınlar da yine süs balığı adamları.
Çünkü, başka türlü bir beraberliği algılamaktan yana sorunlarının olması haricinde, gerçek bir kadın ya da erkek ile yaşanacak olan beraberlik zaten doğanın yasalarına bile aykırıdır.
Nasıl, sizin de etrafınız böylesi balık sürüleriyle dolu değil mi?
İnsanın, tüm erdemlerinden sıyrılıp da kendisini kendi yapımı bir akvaryuma hapsetmesi kadar acı ne olabilir ki hayatta?
21. yy’ın anlamdan uzaklaştıran ve özgürlük kelimesinin içini renkli baloncuklarla doldurup sahte bir dünyayı yutturma çalışmalarından nasibini alan insanlık, süs balığı gibi avare dolanmakta.
Ama, durun, iyi bir haberim var:
Süs balıkları, istedikleri takdirde insanlığa geçiş yapabiliyorlar.
Yeter ki, bu yozlaşmış akvaryumun farkına varıp, kendilerini esir alan camları kesip atabilsinler.
Gerisi, nefes almaya başlayınca gelecektir zaten.
İnsanlık, akvaryum yıkıldığında, yeniden canlanacak,ruh kendini bilecek ve yaşam aslında o gün gerçekten özgür olacaktır.

Burcu Aşçı