2 Mart 2015 Pazartesi

Sarı Sıcak



Anadolu insanının yitikliği kadar gücünü, kadere boyun eğişi kadar hayata direnişini canlı tümcelerle bize aktaran adamdı o... 

Sorsanız, belki haritada bile yerini, gösteremeyeceğimiz illerimizin, kerpiç evleriyle dolu köylerini ve o mahalli ağızla kaleme alınmış komşu sözlerini bize öğreten adamdı...

Savaşın acımasızlığını işlerken ümit etmeyi, yoksuluğu aktarırken ise onurlu durabilmeyi bize gösteren adamdı...

Kuşlar vardı romanlarında hep... Kimi tek kanatlı, kimi satıcı çocukların elinde perişan kimileri ise uçardı alabildiğince...özgürce... Kuşlar ile barışı anımsatan adamdı bize...

Salt yazar değil, düşünce ve ideoloji adamıydı. Bizlere, insanın ancak düşünürse var olabileceği gerçeğini - binlerce yıldır aktarılmasına rağmen insanlık tarihinde- altını çizerek anımsatırdı. İdeolojisi ile davranışları bir olan kişinin tutarlılığı vardı onda... Belki de bu sebepten "güvenirdik" biz o koca dağ gibi adama...

Birkaç sene önce Bedri Rahmi Eyüboğlu sergisi için gittiğim Caddebostan Kültür Merkezi'nde konuşma yapmak için kalabalığın ortasına geldiği vakit görmüştüm kendisini... Heyecanlamış ve gururlanmıştım. Heyecanlıydım zira dedemin Adana'da ortaokul öğrencisi iken halk kütüphanesinden kitap alırken, kütüphane görevlisi Yaşar'a kitap imzalatması aklıma gelmişti. Gururluydum zira böylesi bir usta'nın dünyaya bizim topraklarımızda gözünü açmış olması her birimiz için ne büyük şanstı...

Şimdi, İnce Memed öksüz, Kuşlar kanatsız ve buralar cehennem gibi Sarı Sıcak be usta... Huzur içinde uyu... Her neredeysen... 

Burcu A.
02.03.2015
Istanbul