8 Haziran 2016 Çarşamba

Modern Zaman Yalnızlığı: Safran Sarı



İnci Aral'ın Yeni Yalan Zamanlar adlı üçlemesinde yer alan Safran Sarı, yazarın tüm bu üçleme boyunca işlediği bireyin yozlaşan ruhunu ele alıyor. Sürükleyici kurgusu ile okuyucuyu modern zamanın içinde üçüncü bir göz olarak yolculuğa çıkarıyor ve tüketilen değerlerin zaman içinde bireyin ruhunda açtığı yaraları görmemizi sağlıyor.

Yazarın seçtiği konu 21. yüzyıl insanının en büyük eksikliğidir aslında. Pek çok şeyi kazanırken nihayetinde kendini yitiren bireylerin doyumsuz benlikleri, yüzyılın ortalarından beri en çok işlenegelen konu olmuştur. Olmalıdır da kanımca; zira bir şeyleri eşeleyip deşmedikçe ortaya çıkaramayız ve eksikliğini hissettiğimiz olguların hepsi kabuk bağlayan yaralar gibi yer eder içimizde.


Başarı ve kariyerin zirvelerinde gezinen ancak aşk yoksunluğunu tek gecelik bedenlerde eritme alışkanlığında genç bir adam... Gözünü hırs bağlamış, kapitalist sistemin amansız dünyasında rakiplerine aman vermeyen bir ortak... Aşırı dindar bir ailede baskı altında geçirilen ilk gençlik yıllarından itibaren sorgulayıp düşünmeye başlayan ve bir gün prangalarını kırıp kanatlanan genç bir kadın...Üstelik şair olma hevesinde...Antik eser kaçakçısı eşcinsel bir dayının sevgisi ile şımarttığı, geçmişini kara bir leke gibi ruhunun dehlizlerinde saklayan ancak güçlü ve duyarsız olmayı seçen takı tasarımcısı bir kadın...Kesişen yollar, teğet geçen hayatlar...


İçinde büyüyen boşluğu ve tatminsizliği geride bırakıp kendi duygusallığını keşfetme adına - hatta kendini gerçekleştirebilmek adına- tüm kariyerini noktalayan genç adam, safran sarısı bir düş'ü gerçek kılabilecek mi?


İnci Aral'ın kitabındaki karakterlere hiç de yabancı kalmayacaksınız. Çünkü bu sadece kurgulanmış bir hayatlar silsilesi değil, öyle içimizden ve öylesine doğal ki... Günümüzün suni hazlarından yumaklanan sahte yaşamların vesikalık bir tasviri...


BURCU A. GÖZOĞLU
ISTANBUL
OCAK 2016 

Hiç yorum yok: