26 Haziran 2016 Pazar

Ortak Bir Yara: Muz Sesleri


Ece Temelkuran'ın kitapları biraz demini aldıktan sonra açıyor kapağını bana. Devir adlı kitabını da aldıktan haftalar sonra okumaya başlamıştım ve iki gün içinde elimden bırakamadan 80lerin darbe günlerinde dolanıp durmuştum.

Muz Sesleri'ni Ekim ayında almışım. Araya pek çok kitap ve hayatın kaotik keşmekeşi girmiş. Geçen gün kütüphanemi didiklerken bulup bir fincan kahveyle çevirmeye başladım sayfaları. Ve kendimi Beyrut'ta savaşın olağanlaştığı bir Ortadoğu diyarında buluverdim.

Temelkuran,ilk birkaç sayfada sizi tam içine çekemesede, on sayfayı devirebildiyseniz olayların merkezine canlı kanlı şekilde sizi götürebilen bir yazar. Kahramanları itinayla yaratılıp, olaylar silsilesi nakış gibi işlenmiş kitaplarında. Dahası -ki yazarın en sevdiğim yönü- toplumsal yaraları, kabuklu gerçekleri konusu olarak seçip usul usul açıyor o yarayı. Bize kimi vakit bir darbenin kimi vakitse Hizbullah ve Ortadoğu çıkmazını, bu çıkmazların kozmopolit mahallerinde vuku bulan kavram kargaşası ve inançları yalın bir dille gösterip yaranın dibine indiriyor usumuzu. Düşünmemiz ve empati kurabilmemiz için.

Muz Sesleri, 2006 Beyrut'unda geçen savaş ve yaşam hikayesi. Avrupa'da yaşayıp da Ortadoğu'ya hiç gitmeden hakkında dosyalar dolusu raporlar sunanların sahte ikirciliği ile aslında dünyanın Ortadoğu'ya bakış açısını da inceden inceye eleştiriyor.

Filipinli bir hizmetçi, Suriyeli Marwan,eşcinsel sanatçı Jan,Ermeni Setanik ile Sünni sevgilisi, Oxford'un tuğla duvarlarını kırıp kendi gerçekliğine giden yola bilet kesen Deniz, Deniz'in Paris'in göbeğinde tanışip aşkla beraber kendini de bulmasına yardımcı olan yazarımız Zaid B., Filipina'nın Şatila Kampı'nda tanışıp aşık olan ve yaşamlarını yitiren anne ve babası...

Görüldüğü gibi,Temelkuran ördüğü karakter ağıyla ve karakterlerin tıpkı yaşamdaki zıtlık ve çeşitliliğiyle okuyucuyu bir yaranın derinliğine doğru indirmeyi başarıyor.

Ve "Muz Sesleri" de bittiği vakit hem ağzınızda gerçeğin kekremsi tadı hem de usunuzda araştırma merakı bırakıyor. Seviyorsunuz kitabı. Tıpkı romanda Doktor Hamza'nın kızına yazdığı gibi :
" Insan,yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki ."
Bu yara da tüm insanlığın olduğu için, kitap iz bırakıyor boynumuzda,tıpkı Zaid'in boyun çukurunda yer alan kurşun izi gibi.

Kitaptan alıntılar:
- Buradaki evler daha yapılırken,çok dövülmüş bu insanların,kendilerini sakat çocuklarını sever gibi seveceklerini bilirler.Hayal kırıklığı ve kederle.
- Sana bir hikayeden başka verebilecek hiç bir şeyim yok.Eğer bir gün dunyaya niye geldiğine lanet edersen,eğer ben o gün orada olmazsam,bil ki senin bir hikayen var.O kadar çok güzel insanın ölümünü gördüm ki,öğrendim. Ne yaparsan yap sadece bir hikaye kalıyor geriye.Anlatılınca yalan gibi,hiç olmamış gibi gelen.
- Hiç kimse olmaya cesaret et Filipina.Hikayeler orada başlar.Dişlerinin kırıldığı yerde.
- Bu,Ortadoğu'nun lanetidir: Dışarıda olanı anlamamakla lanetler,içine gireni de dünyada başka önemli hiçbir şeyin olmadığı serabıyla.

Burcu Aşçı Gözoğlu
Haziran 2016
Istanbul 


Hiç yorum yok: