4 Temmuz 2016 Pazartesi

Bir Ahlak Dersi : Nimetşinas



Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1911 yılında yazdığı romanı Nimetşinas, 19. Yüzyıl İstanbul’unda bir konakta geçer.

Konak sahibesi Talat Hanım’a evlatlık ve yardımcı olarak getirilen Neriman, güzelliği ile evin uçarı beyi Nihat’ın aklını başından alır. Oysa Talat Hanım, tüm ikazlara rağmen Neriman’ı köşkte barındırmaya devam eder çünkü kendisi sadakat konusunda kocasına gözü kapalı güvenmektedir.

Oysa, romanın satır aralarında okuyacağımız üzere Nihat Bey, eşine olan fevkelade düşkünlüğünün ardında, günübirlik ilişkiler yaşayan çapkın bir beydir. Lakin, aile saadetine söz getirtecek şekilde hiçbir hadiseye adı karışmaz. Kitabın bir yerinde bu durumun sorgulaması da yer alıyor. Sadakat nedir, aile kurumuna söz gelmediği müddetçe yapılan kaçamaklar affedilebilinir mi gibi sorulara Hüseyin Rahmi, dönemin kadınlarının ağzından yanıt verir.

Ancak, Neriman Nihat Bey için geliğ geçici serüven niteliğinde değildir. Hasta olup yataklara düşecek derecede tüm aklını genç kız ile oynatmakta olan bey, adeta kara sevdaya düşmüştür. Üstelik, Neriman’ın ahlak ve onuruna düşkünlüğü ile onu defalarca reddetmesi, ona olan aşkını daha da körükler.

Ve bir gün, yeni doğum yapan eşi Talat Hanım odasında uyurken, Neriman’a gidip karsını boşayacağını, kendisi ile evleneceğini söyler. Eşinin şüpheli davranışlarınbdan tedirgin olup onu takip eden Talat Hanım ise kapı ardından tüm konuşmayı duyar. Neriman onu kesin bir dille reddetmiştir. İşte bu yüzden “nimetşinas” tır yani iyiliklere hainlik etmeyecek olan dürüst kişidir.

Ancak, Nihat Bey kurduğu hayalden vazgeçmez ve bu uğurda sinsi bir oyuna başvurur. Güya, ölümcül hastaymışçasına validesinin evine yerleşir. Suç ortağı olan arkadaşı hekim rolünü oynayarak Talat Hanım’a durumu anlatır ve Nerimansız beyfendinin öleceğini söyler. Bunun üzerine Talat Hanım, Neriman’ı Nihat’ın karşısına çıkarır ve ondan beyi ile evlenip üzerine kuma gelmesini rica eder. ( Şimdi, bunun çok büyük sevgi olup olmadığı tartışması var kitapta, üstü kapalı olarak. Şahsen ben bunun gerçek sevgi olduğuna inanmıyorum, bu tamamen zamanın şartlarının kadına bir tür dayatmasından ibaret bir anlayış)

Fakat, bizim nimetşinas Neriman, öyle bir azarlar ki hanımefendisini, Talat Hanım yaptığından utanır. Yürüyüp çıkar gider Neriman hayatlarından. Karı kocaya ciddi bir ahlak dersi bırakıp. Ve onun bu namı her yanda duyulduğunda, çok zengin bir bey kendisiyle evlenmek ister, koca bir konağa hanımefendi olur Neriman.

Hüseyin Rahmi’nin eserlerinde Anadolu yoktur. Onun yerine 19. Yüzyıl Istanbul insanlarının yaşamları olanca sıradanlığı ve gerçekçiliği ile yer alır. Hüseyin Rahmi’nin erken yaşta babasını yitirip, kadınlarla dolu bir konakta yaşamış olmasının ve o dönemki gözlemlerinin etkisi büyüktür romanlarında.

Türk Edebiyatı’nda önemli bir yere sahip olan Hüseyin Rahmi’nin bu eseri, hem akıcı bir dille çabucak okunuyor hem de kimi ailevi konular hakkında düşünmenizi, ayrıca iki yüzyıl öncesini görmenizi sağlıyor.


BURCU AŞÇI GÖZOĞLU
TEMMUZ 2016

ISTANBUL

Hiç yorum yok: