15 Temmuz 2016 Cuma

Hey Siz ! Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz



Öykü, benim için edebiyatta özel bir yere sahip olmuştur. Zira, roman yazımından da zor ve üzerinde mesai harcanması gereken bir edebi türdür. Birkaç sayfa içinde, okuyucuya olay örgüsünü, karakterlerin duygu ve düşüncelerini aktarıp aynı zamanda okuyucu üzerinde iz bırakabilmek, kolay iş değildir elbet.

Sait Faik, Tezer Özlü, Aziz Nesin, Haldun Taner ve Sabahattin Ali sevdiğim öykü yazarları arasındadır. Açıkçası, yeni dönem edebiyatımızda bu saydıklarımın tadını verebilen bir öykü kitabı ile tanışıklığım olmamıştı uzun zamandır. Ta ki Sel Yayıncılık’tan çıkan Melisa Kesmez’in öykü kitabıyla yolum kesişene kadar.

Tesadüf eseri gözüme ilişmişti. Instagram’da beğenerek takip ettiğim Sel Yayınları’nın sayfasında birkaç kez denk geldim kitap kapağıyla. İsmi, çocukluğumda dedemle ezber ettiğim Western klasiklerinden aşinaydı kulağıma: Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz.

Huyum kurusun, takıntımdır ki, kitap alacaksam- hele ki bir yazarın ilk kitabı ise- azıcık yazar hakkında araştırma yaparım. Hemen hemen aynı dönem çocukları çıktık Kesmez ile, iki yaş var aramızda. Birkaç röportajını da okuduktan sonra, 80lerin son duygusal ve entellektüel fosilleri olaraktan aramda bir bağ kurduğumdan mıdır bilemem, soluğu Kadıköy’de kitabevinde aldım.

Aynı gün başlayıp da bitirdiğim bir kitap oldu Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz. Ve, Melisa Kesmez’in kanımca en büyük başarısı, gündelik hayatın içinde, her daim karşılaştığımız durum ve duyguları aktarmada ki yalınlık ve naifliği. 80lerde doğup da şimdi bizim gibi orta yaşa gelenlerin hayatlarında ıskaladıklarını, savrulmuşluğunu, dönemler arası kalmışlığını, ancak 90larda doğanlara nazaran ciddi duygusal yanımızı, boşvermişlik maskesi ardında içimizde biriktire biriktire buzdağına dönen ve her yol ayrımında kafamızı sivri kısmına çarptığımız duygu doluluğumuz ile nostaljik özlemlerimiz…Ancak, her dört yol ağzında ille de özgürlüğüm diye ayak diretişimiz…

Kesmez, öykülerinde öyle canlı kanlı sunuyor ki size duyguları… Örneğin, kitabı okurken “ doğur kız Ali’den olma çocuğu” diyorum, halası çay demlemeye giderken kitabı kenara koyup ocağın altını yakarken buluyorum kendimi. Yahut, Vita kutularının ardından Maltepe sigarasını alan anneannesi belirirken sayfada ve ilerlerken öykü, derhal anneanneme gidip sarılmak istiyorum. Takma dişlerinin gülümsediği sahnede ben gözyaşlarına boğuluyorum –ve eşim beni tersliyor delirdin mi diye- ertesi gün soluğu anneannemde alıp birer bardak çay içiyoruz Kadıköy sokaklarında. Dergiden istifasını vermesine alkış tutup balkona çıkıyorum bir sigara yakıp ve sövüyorum kapitalizmin gelmişine geçmişine.


Sonra, en nihayetinde kitap bittiğinde ne mi oluyor? Yazın sıcağında yollara düşüp yazarın son kitabı “Bazen Bahar”ı almaya gidiyorum, içimde umut ve zihinsel damağımda leziz öykülerin tadıyla…

BURCU AŞÇI GÖZOĞLU
TEMMUZ 2016

ISTANBUL 

Hiç yorum yok: