14 Aralık 2016 Çarşamba

Ç'alınamayan Gülüş



Gülüşümüzü ç'aldılar...

Kahkaha atmaya utanır olduk...

Bir yıl içinde yirmiye yakın hatta daha fazla bombalama olayı ve ucuz ölümler...Adını 'şehitlik' sıfatıyla ne denli yüceltip kamufle etmeye çalışsalarda, gerçek'in üzeri cenaze toprağı atmakla örtülmüyor. 

Ucuz bir hayat'ın pisi pisine ölümleri bunlar...

Zira, bir insan yaşamının bir banknot kadar değerinin olmadığı, bir gencin nefesinin kodamanların hırsından kat be kat düşük ehemmiyette olduğu kurumuş bir coğrafya burası...

Seçilmişlerin hücreye yollandığı, fikrini belirtmenin teröristlik ile itham edildiği, kodeslerin yazar ve akademisyenlerle dolu olduğu bir Orta Doğu cehennemindeyiz...Zebaniler ise ateş söndüğü anda üşüyeceklerinden olsa gerek, sürekli körüklüyorlar alevleri...

Ama en büyük suçlular ise, kendilerine ütopik bir masal dünyası yaratıp, o imgesel dünyanın pervazlarından klişe lanetlemeler ve aksiyonsuz sloganlar atarak günlük vicdanlarını rahatlatıp, birkaç saat sonrasında masalları içinde gerçek gibi duran sahte sevinçlerine gömülenler...Bugünün en büyük mimarı sizsiniz, pembe hayalleriniz ile farkına varmadan o zebanilerin çatallarını siz keskinleştirdiniz !

Rahat'ınızı terk edebilmek öylesine zor geldi ki boykot fikri bile uçucuydu sizin için, kullandığınız pahalı parfümler bile daha kalıcıydı bileklerinizde. 

En acıklısı ise, sesini yükseltenlere, hukuki hakkı olan eylemleriyle sorunları gözünüze sokmak isteyenlere de -bırakındestek vermeyi- cüzamlılardan kaçar gibi yaklaşımlarınızdı. Korku, hücrelerinize işlemekle kalmamış hücrelerinizin ta kendisi olmuştu. Ve korkunuzla yüzleşmektense, kendinizi evlerinizin konforunda, bankadaki paranızın sıcaklığında, her daim çantada hazır duran pasaportun koruculuğunda sahte bir dünyaya hapsettiniz. Dışarıda bir avuç cesur yürek haykırırken ve yürürken zebaniler dumanlarıyla üzerine, sizler yediniz, içtiniz, seviştiniz, ürediniz, gülümseyişli fotopraflarda makyajlı suratlarınızı ya da son model arabanızı ifşa ettiniz. 

O bombaların pek çoğunda sizlerin parmağı var ve lanet edip kınadığınız her şiddet eyleminde mesuliyetiniz duruyor...Siz ne denli bundan kaçınsanız da...

Yine de...

İnadına gülümsüyoruz bizler, zira bizim gülüşümüz sizin neonlarla bezenmiş vitrin kahkakanızla aynı mayaya sahip değil.

Gülümsüyoruz, çünkü bir devrimcinin ilk işidir umuda yoldaş olup yarınlara gülümsemek...

Gülüşümüzü her ç'aldıklarında biz aydınlığa inandık, hani o her karanlığın sonu olan...

Gül sen de Berkay...Ey temiz yüzlü...Gittiğin yerden...

BURCU AŞÇI GÖZOĞLU
ARALIK 2016
ISTANBUL 

Hiç yorum yok: