19 Nisan 2017 Çarşamba

Ne Mutlu Ayrık Otlarına



Benliğiniz nevi şahsına münhasırdır. Sizindir, siz'dir. Bebeklikten tutun da ergenlik yollarından geçip olgunluk evresine geldiğinizde siz olabilmişseniz ne ala. Zira, kendin olabilmek ruhunuzun en büyük armağanıdır ve sizin de en büyük başarınızdır.

Fakat, o noktada anlaşılamamak gibi bir kader de peşinizde gölgeniz olacaktır. Çünkü- bilhassa bizim toplumumuzda- '' farklı '' olmak ayrık otu olmak ile eş değerdir. Basmakalıp düşünce ve karakterlere fazlasıyla alışkın olunduğundan, sizin kendi öz benliğiniz yeri gelip ukalalık yeri gelip yabanilikle eş anlamlı sayılacaktır.

Örneğin, okuyup araştıran ve sorgulayan bir bireyseniz, ilk başlarda ateşli tartışmalar ile geniş bir ufku insalara göstermenin telaşında olacaksınız. Ve şimşekler üzerinize doğru yağacaktır. Ancak, yaş ilerleyip zaman geçtikçe, her bireyin farklı bir ruhsal  ve bilinç seviyesinde olduğunu idrak edecek ve daha suskun, yalın bir tavır içine gireceksiniz. Bu nokta güzel bir noktadır. Hayatınızda ki fuuzli sayılabilecek pek çok kişi de bu evrede yaşamınızın sahnesinden kopup gidecektir. Fakat, aile bireyleri ya da çok yakın kalıplaşmış çevreniz daimi etrafınızda olduğundan, bu kez de soğuk olmak ile adlandırılacak ya da karşınızda size sürekli laf sokmaya çalışanlar ile muhattap olacaksınız. 

Aristo'nun sevdiğim bir cümlesi vardır. Biz öğretmenler eğitim hayatımızda çok uygulamışızdır bunu ve daimi işe yarar. '' Bırakın karşınızdaki size soru sorsun önce ki sorduğu soru seviyesini belirler. Ona göre cevap verirsiniz. '' Yolun yarısına doğru gittiğim bu evrede, bireylerin sorduğu sorulara bakıyorum da resmen modern dünyanın içi boş sohbetleri ile  bu arada kendi içsel takıntılarını da görebiliyorum.

Kendi ailem de bile kimilerince yabanilikle itham edildiğim olmuştur. Oysa, onların sığ sohbetleri ve benim penceremden çok dar görünen dünya görüşleriyle uzlaşacak bir noktam olmadığından, sadece kibarlık maksatlı genel sohbet eder ve sonrasında çekilirim. Yani, bana ne kilo alıp vermekten, bana ne filancanın nereye gittiğinden ya da bir sene sonrası tatilin neresi olacağından. Uzun seneler önce, ben bunlara kulağımı tıkadım zaten. Yahu, hakikaten dinlerken de infilak edecek gibi oluyorum.

Sonra, aileniz sizi hiç büyümüş görmez, hele ayrık otuysanız sürekli tuhafsınızdır. Çünkü onların para kazanıp, sosyatik bir şekilde para harcama, spor yapma, dizi takip etme , zayıflama, sığ siyaset anlayışları daima en doğru hayat şeklidir. Siz kalkıp da işçi hakları ve grevlerden söz edip, hayır o ürünü kullanmıyorum çünkü yıllardır boykot ediyorum dediğiniz de size yaratık gibi bakarlar. Ve anlamadıkları noktada insanın tepkisi nedir bilir misiniz ? Bir birey bir şeyi anlamıyorsa ve kendinde eksiklik  görüyorsa, direkt karşıısndakine karşı ukala bir tavır geliştirir. Puf... Sussan bir türlü susmasan başka türlü. Sussan, içinden gülecek, susmasan mantık çerçevesinde fakat tahammülsüz bir konuşma yapsan bu sefer de agresif yaftası yapışacak üzerine. En iyisi gülün geçin...Boş yere enerjinizi dağıtmalarına izin vermeyin.

Saygı duymak daima karşımızdakinden beklediğimiz bir eylemdir nedense. Elbette herkes için demiyorum. Kendini bilen, zihni açık bireyler herkese saygı duyulması gerektiğinin farkındadır. Fakat, bizim toplumuzda herkes kendisine saygı duyulmasını bekler, karşısındakinin o saygıyı hak ettiğini unutur. Hele ki yaşı sizden büyük ise. Yeri gelmişken söyleyeyim, kimse beden yaşı büyük diye ekstradan saygı hak etmez benim gözümde. Yani altmış yaşında diye ya da bilmem ne doktoru diye fazladan bir saygı dağılımı yoktur. Beş yaşındaki bir çocuk ile yetmiş yalında birisi, bir maden işçisi ile mühendis aynı saygıya sahiptir. Çünkü, her şeyin üzerinde insan olmak yer alır. Size ve düşüncelerinize saygı duymayan biri ile karşı karşıya olup, yine de ona karşı saygı gösterebilmek yüce bir ruh gerektirir. Benden tavsiye saygınızı gösterin fakat diyoloğunuzu kesin.. Ya da çok yakın bir bireyse, iletişiminizi sınırlandırın. Böylelikle kendinizi daha iyi hissedecek ve gereksiz strese girmemiş olacaksınız.

Genele uymak adına asla kendi öz benliğinizden taviz vermeyin. Elbette toplumun hukuki ya da sözlü adap kurallarından bahsetmiyorum. Kapitalist düzenin sürekli kendisine benzeyen benlikler inşa ettiği bu evrende kendiniz olabilmek en büyük servetinizdir. Varsın size yabani desinler ya da hunili olsun lakabınız. Kendini bilmek - Yunus Emre'nin çağlar önce dediği gibi- en büyük erdemdir. 

Son olarak şunu da söyleyeyim: Ne mutlu ayrık otlarına zira dünyayı ileriye götüren daima onlardır :)

Burcu A. Gözoğlu
Istanbul
Nisan 2017 

Hiç yorum yok: