1 Mayıs 2017 Pazartesi

1 Mayıs İşçi Bayramı


1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramımız kutlu olsun diyorum.

Bugün, ilk kez alanlardan uzak, sakin bir bayram sabahındayım özel sebeplerden ötürü.

Ancak, içimde haykırmak istediklerim boğazımdan önce yumru olup sonra da yıldızlaşan yumruğum olarak havaya akın ediyor.

Bakırköy alanında toplanmayı uygun görmediğimi günlerdir belirttim. Sendikaların pasifize oluşu, böylesi anlamlı bir günü devletin el birliği ile sadece davullu zurnalı sloganlı bir konser havasına dönüştürmesi, kanımca 1977 mayısında coşkun ruhu ile halka karışan pek çok devrimciye karşı haksızlık oluyor.

Evimizin karşısında ki inşaata biraz önce nakliye işçileri geldi. Yani, memurun bir günlüğüne tatil yapıp geç uyanarak gezerek geçirdiği 1 Mayıs'ta, proleter sınıfımız yine alınteri dökmekle meşgul. Emekçinin bir gününü bile çok gören kapitalist sistemin gıcırdayan paslı çarkları, alın terini tüketmekle meşgul.

Elbette, alacağı ücreti düşünüp evine bir lokma götürmenin derdinde olan ve istemeyerek de olsa boyun eğen işçiler de kabahat yok mu? Belki de kabahat doğru kelime değildir lakin bu topraklarda biat kültürü binlerce yıldır öyle yaygınlaşmış ki, bireylerin neden eğitime ihtiyaç duyduğunu ve emperyalist kapitalizmin neden sömürmek istediği ülkelerde ilk olarak eğitimi bitirdiğini daha iyi anlıyoruz. Bir vakitler köy ağasının zulmüne karşı işöilerin yanında olmak için giden devrimcileri, ağalarına karşı satan köylüleri de unutmadık. Bunun tek nedeni korku olamaz. Dediğim gibi, en derinlerde dini ve töresel kisvelerin de örtüldüğü, eğitimsizlik ile de perçinlenen balçık olmuş bir biat kültürü. Zaten, bu ülkenin başına ne geldi ve gelmekteyse bundan dolayıdır.

Hayır, bir dakika...Ben umudumu hiç bir zaman yitirmedim. Çünkü, en karanlık zamanlar güneşin doğuşuna yakın anlardır. Ve bilirim ki bireyi öldüren esas şey umudun tükendiği noktadır. Zaten devlet ve emperyalist sistemler bireye bu umutsuzluk ve yetersizlik duygusunu aşılamanın derdindedir. Asla ! Devrimci bir ruh, asla içinin karanlık sularda boğulmasına izin vermez. Yaşama hevesinizi suni prangaların katletmesine izin vermeyin.

Ayrıca şunu da unutmayın ki kapitalist sistem uyanıştan korktuğu için böylesine gaddar ve yeri gelince faşist yaklaşımlarla donatılıdır. Fakat, birkaç kişinin sesini çıkarması ve giderek büyüyen çığıltılar sonucunda daima durmuştur. Çünkü, eskilerinde dediği gibi güneş balçıkla sıvanmıyor. Tüketen  ve köleleştiren kapitalizm bile bu gerçekliğin farkında, bir gün sonuna koşacağının bilincinde. 

1 Mayıs'ın yılda bir kereliğine tatil ve konser havasında geçirilen günden daha öte bir şey olduğunu, tüm emekçilerin omularında dünyanın yükseldiğini, emekçilerin alın teri olmadan kapitalist baronların hiçliğe dönüşeceğini ve modern köleliğin son bulacağını, bunun nihayetinde ise insanca bir yaşama adım atılacağı bilinci bireylerde yeşerip serpilmedikçe, nice bayramlar gelip geçse de değilen pek bir şey olmayacak. 

Bu nedenle, zihinlerin eğitilmesi bir devrimcinin ilk görevi olmalıdır. Anlıyorum çok zor, tıpkı Kafka'nın dediği gibi : Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki silahsızsınız bayım.
Yine de umutla, dirençle, yarınlara inanarak atılan adımlar bugün tohumken, yarın fidana sonrasında da ağaca dönüşecektir. Zaten, hiç bir sosyalist, bugün pataes ekip yarın yemeyi beklemeyecek kadar aklı başındadır.

Eşitlikçi bir anlayış öncelikle iki kişi arasında başlar. Bu nedenle ilişkinizde, evliliğinizde, ailenizde sosyalist yaklaşımı yaşatın. Evlatlarınızı buna göre yetiştirin. Cafcaflı kapitalist neonların sonunda köleleştirilen sizsiniz, unutmayın. Daha fazla harcamak uğruna borçlandırılıp daha fazla çalışmak zorunda kalan modern köleleriz hepimiz. Görünmez prangaların farkına varıp, özgürlüğünüzü elinize alın.

İşte, böyle günler geldiğinde 1 mayıs günü gerçek bir bayram olarak neşe içinde kutlanacaktır.

Burcu A. Gözoğlu
Mayıs 2017
Istanbul 


Hiç yorum yok: