17 Mayıs 2017 Çarşamba

Proti Island / Kınalıada



 Eski adıyla Proti veya Akoni adası olarak bilinen Kınalıada, Istanbul'a en yakın adadır. Vapura bindikten kırk dakika sonra limanına ayak bastığınız Kınalıada, diğerlerine nazaran daha ufak ancak daha şehirimsi bir görüntüdedir.

Ermenilerin yoğun yaşadığı bir adadır.Kocamın iki halasının da yazlığı burada bulunmakta. Hatta, eşim vapurdan iner inmez demişti '' hah şimdi bizim cemaatten bir sürü kişiyle selamlaşırım'' ve nitekim dediği gibi de oldu. Bahar Pastanesi'nde oturup kahvelerimizi yudumlarken, yan masadan gelen Ermenice konuşmaları dinlemek çok keyifliydi. 

Adanın tarihçesini dilerseniz araştırabilirsiniz fakat kısa bir bilgi vermem gerekirse, Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmış. Aslında dört ada genelde sürgün yeriymiş ancak konumu yakın olmasıyla Kınalıada esas sürgün yeriymiş, hatta en ünlü sürgünlerinden biri Romen Diyojen. Toprağının verdiği renkten ötürü Kınalıada denilmiş ve iklimi Istanbul iklimine çok yakın, kışları sert geçiyor. Fakat taş yönünden çok zengin. Bizans döneminde surlar buradan gelen taşlar ile inşa edilmiş. 1833 yılında Ermeniler yerleşmeye başlıyor ve vapur seferlerinin de başlamasıyla Ereni nüfus gittikçe çoğalıyor. Türkle genelde 1935 yılı sonrası yerleşiyorlar. Ermeni, Rum ve Türklerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir yapıya kavuşuyor.

Ben Kınalıada'nın ilkbahardaki sakinliğini çok sevdim. Önceden hep yazın gelmiştim. Bu kez geçen hafta eşimle havayı güzel bulup şehirden uzaklaşalım dediğimiz bir pazar günü kendimizi Kınalıada'ya atıverdik. Yazlıkçıların gelmediği, sıcakların kavurmadığı adada, ılık bir bahar havası ve sadece adanın yerlileri yani çoğunlukla Ermeniler vardı.

Adayı dolandık, en eski pastanesi olan Bahar Pastanesi'nin leziz dondurmasını yiyip türk kahvelerimizi içtik. Adanın arka kısımlarını da dolanırken eski yapıların fotoğrafını çektik. Ara sokaklardan geçtik ki tam bir mahalle havası esiyor- en sevdiğimdir. Akşamüzeri vapuruyla da şehrimize geri döndük.

Şöyle birkaç saatliğine kafa dinlemek için ya da eşinizle güzel bir haftasonu geçirmek için Kınalıada'yı tercih edebilrisiniz. Üstelik mesafe olarak da kısa, çabuk gidiliyor. Ben bu mevsimde gitmenizi tavsiye ediyorum. Henüz yaz dönemi başlamamış ve ada kendi havasını solurken o sakinlikte adayı gezmeniz daha keyifli olacaktır. 

Burcu A. Gözoğlu
Mayıs 2017
Istanbul 





















8 yorum:

deeptone dedi ki...

kınalıı çok severim bütün adaları sevdiğim gibi. gelcem yine. blogun da ne güzelmiş baktım dolaştıım :)

deeptone dedi ki...

PERİ GAZOZU
Ercan Kesal
Peri Gazozu, doktor, yayıncı, sinemacı Ercan Kesal’ın şimdilik ilk kitabı. Kesal, Niğde Avanos doğumlu, çocukluğu burada geçiyor, sonra Ankara ve İzmir’de üniversite okuyup doktor oluyor ve mecburi hizmet için tayin oluyor. Uzun süre bir taşra doktoru olarak çalıştıktan sonra İstanbul’a gelip muayenehane açıyor, sonra da sanatla, yayıncılıkla ilgileniyor, dergi ve gazetelerde yazıyor. Nuri Bilge Ceylan ile arkadaşlığından sonra onun filmlerinde oynayama başlıyor, senaryo yazıyor.
Yazarın, Bir Zamanlar Anadolu’da filmi ile ilgili hoş bir anekdotu var. Bu filmde kendi yaşamından da kesitler olan yazar, öğrenci iken bir taşra doktoru adlı bir fotoğraf buluyor ve bu fotoğrafı hep yanında taşıyor tayin olduğu yerlerde. Sonra da bu filmde kullanıyor bu fotoyu yıllar sonra.
Peri Gazozu, yazarın çocukluğunu, gençliğini anlattığı öykülerden oluşuyor. Yaşamından kısa kesitler, anı öyküler. Avanos’taki çocukluğu, sinema ve kitapseverliği, ailesi, özellikle babası Mevlüt, üniversite yılları, politika ile ilgisi, daha sonraki taşra doktorluğu yıllarında başından geçenler, İstanbul’da özel muayenehane yılları.
Peri Gazozu, yazarın gazozcu babası Mevlut’ün yapıp sattığı gazozun adı. Yazarın bununla ilgili anıları da çok. Zaten anılarının büyük bir kısmında babası var.
Peri Gazozu, 60’lar, 70’ler, 80’leri anlatan öyküler bir yandan da. Yazarın anıları aracılığıyla o yılların gündelik yaşamına tanıklık ediyoruz. Özellikle taşra anılarına.
Nostalji, anı, öykü ve edebiyat bir arada. Buruk bir mazi kitabı. Geçmişe saygı ve özlem.
Nostaljik edebiyat ve yakın dönem okumayı sevenler kaçırmasın.
Not:3/4

deeptone dedi ki...

peri gazozunu okumuştum bikaç yıl önce. yazmıştım yukardaki gibi. bir de öykü seviyosanız, sine ergün öğütlerim, bir de sinem sal ın dank adlı öykü kitabınııı. görüşürüüz :)

deeptone dedi ki...

ay soyadını karıştırdım yaaa seniiiin hımmmm aklımda hep beşinci mevsim yazarı olarak olduğun içiiiin :)

Yeliz'in Keşifleri dedi ki...

Merhabalar iade-i ziyarete geldim, çok keyifli bir blogmuş :))

deeptone dedi ki...

ay yaaa eskiden, büyükadadan teknelerle geceleri kınalıya gelirmiş ermeni kızlar, kınalının arkasındaki diskoya :)

Burcu Gözoğlu dedi ki...

ya evet eskiden ne kadar güzelmiş her şey :)

Burcu Gözoğlu dedi ki...

yeliz çok teşekkürler yine beklerim :)