1 Kasım 2017 Çarşamba

Epiduralsiz ve Epizyotomisiz Normal Doğum Hikayem

Epiduralsiz ve epizyotomisiz normal doğum hikayem:
3 Eylül Pazar günü gayet güzel uyanıp eşimle brunch yaptık, dondurmamızı yedik, Moda Çay Bahçesi’nde oturup gülerek resimler çektirdik. Kısacası her zamanki pazar günümüzdü ve ben gayet iyiydim. Gerçi bir gün öncesinde belimde hafif ağrı vardı ama ayakta fazla durduğum içindir deyip geçmiştim ki zaten bir saat sonrasında ağrımda geçmişti.
20170903_193403
Doğum yaklaştığı için ben annem ve anneannemle kalıyordum. Eşimle birer türk kahvemizi de içtik, bana uyku bastırdı kanepede bir saat uyumuşum. Sonra saat 6 buçuk gibi eşim bizim evimize gitmek üzere evden çıktı. Anneannem de komşudaydı. Yedi gibi tuvalete girecekken külodumun bir avuç ıslandığını gördüm ama çişim de vardı ve muhtemelen tutamadım herhalde dedim. Çamaşır değiştirdim. Yaklaşık 40 dk sonra yine tuvalete giderken aynı şey oldu. İçimden bir ses tuhaflık olduğunu söylüyordu ama filmlerde hep suyun bir anda foş diye geldiğini görürüz ya, o yüzden anlam veremedim. Anneannem eve gelmişti anlattım. Doktorum Berk Bey’i aradım ve çok şansıyım ki bayram tatilinden o gün dönmüştü. Anlattığına göre suyun geliyor da olabilir, hastaneye git alttan muayene edip bana bildirsinler dedi. Belime arada bir adet sancısı gibi saniyelik ağrı giriyordu yani benim için ağrı bile değildi o. Peki ben ne yaptım ? Berk Bey’i aradığımda saat sekizi geçiyordu. Alttan muayene fikri beni ürküttüğü için ” yok yahu çiştir bu” dedim. Bir güzel yemeğimi yedim. Bir salkım kara üzüm aldım, televizyona bakıp onu yerken saat dokuz küsür olmuştu ki yine su geldi. O esnada dakikalara dikkat ettiğimde azıcık adet sancıısnın 20 dakikada 1 geldiğini fark ettim. Biz Berk Bey ile sancılar 10 dk’da 1 olana kadar hastaneye gitmem gerekmediğini konuşmuştuk fakat bana telefonda eğer suyum geldiyse enfeksiyon riskine karşın hastaneye gitmem gerektiğini söyledi.Bu arada eşimle telefonda konuşuyorduk zaten ara ara. Tamam dedim, bu artık çiş filan değil. Misak’ı aradım gelmesi için ki kocam zaten yola çıktım ben taksideyim dedi. Anneannem ile doğum çantamıza bir baktık. Yatak odamda otururken oğlumla konuştum ve son bir resim çektim karnımla. Dostum Aylin doğumda yanımda olacağı için ona haber verdim ama yola çıkma daha, belli değil hele bir kontrol olsun dedim. Çünkü bir yanım hala bir şey olmayacakmış gibiydi ve açıkçası doğuma hazır değildim. 
Başkent Üniversitesi Hastanesi’ne gittik. Bu arada doğum çantamda yok çünkü bir kontrol edilecek diye yola çıkmıştık. Ebe geldi tanıştık, Cihannur ebe nst’ye bağladı ve alttan muayeneyi yapınca şok edici gerçeği söyledi: 3 cm açılma var birkaç saate doğar, yatış yapılsın ! Saat onu biraz geçiyordu bu sırada. Nst’de sancı çıkıyor hem de kuvvetli arada bir ama benim o anda tek hissettiğim hafif bir bel ağrısı. 
IMG-20170905-WA0014
Anneme filan hiç haber vermedik çünkü cidden paniktir kendisi. Sadece Misak, anneannem ve sonradan Aylin vardı hastanede. 
Yukarı odaya alındım. Lavman yapıldı. Ardından yaklaşık on dakika ılık bir duş aldım ki harikaydı. Suni sancı verilmesi gerekiyormuş çünkü suyum sürekli akıyordu ara ara, eğer biterse doğum belli bir saat aralığında olmak zorundaymış. Cihannnur ebe sürekli Berk Bey ile mesajlaşıyor görüntüleri iletiyordu. Söyleyeyim, doktorlar en baştaki süreçte yoklar, çünkü yapacakları bir şey de yok o zaman zarfında, ebeniz sizin yanınızda oluyor. Neyse 11 buçuk gibi suni sancı takıldı ki sancılar kendini belli ediyordu hafiften. Hala hafif diyorum 🙂 Bunun esprisini kocam ebeye şöyle yaptı: Benim karım bir iki saate doğurur, ağrı eşiği çok yüksektir. Öyle mi dedi ebe bana bakıp: Yok ayol, dişçi canlı canlı snirlerime girmişti, gıkım çıkmıyordu, o kadar abartıyor dedim. Ebe de dedi ki: E daha ne olsun hadi bakalım 🙂
Aylin’e haber vermiştim ve saat 12 gibi geldi. Ben tüm hamileliğim de oğlumla dinlediğim Bach G minör’ü açtım. Aylin, harika bir klasik müzik ve soundtrack listesi yapmıştı.
20170904_012258
Ve suni sancıdan yarım saat sonra ağrılar artmaya başladı, geldiklerinde daha uzun kalıyordu. Misak’a sarıldım, ona sarılarak sancıları atlattım. Kollarımı Misak’a dolayıp iki yanıma dans eder gibi gidip geldim. Kocam espri yapıp moralimi yüksek tutmaya çalıştı hep, başımı ona yasladığımda sevgiyi hissedebiliyordum. Okuduğum doğal doğum kitaplarında sancı anında sevgi sözleri ve sevgiyi hissetmenin öneminden bahsediliyordu. Ve gerçekten işe yarıyor.
IMG-20170904-WA0000
Açılma 1 saat içinde 5 cm olmuştu. Ebe epidural için ameliyathanenin hazırda beklediğini, istersem gidebileceğimizi söyledi. Ama önceden Berk Bey ile konuşmuştuk, 6-7 cm olunca almam daha iyi demiştik. Ayrıca ağrının şiddetlenmesine rağmen üstesinden gelebiliyordum. Aylin’in ellerini tutup ağaç misali salınıyordum. Nefes alıp veriyordum ve aklımdaki tek şey Berk Bey’in bana doğum öncesi söylediği şu cümleydi: Sancı gelecek ama unutmak geçecek. Bu geçici bir şey. ” 
Beni en zorlayan şey nst cihazına bağlanırken yaklaşık yarım saate yakın yatakta yatmaktı. Çünkü yatarken sancıyı karşılamak çok zor. Artık saat 1 buçuğa geliyordu, alttan bir yandan su akıyor bir yandan da çok güçlü sancılar geliyordu üstelik aralıkları azalmıştı. Nst’ye bağlıyken yalvardığımı hatırlıyorum, lütfen beni ayağa kaldırın dayanamıyorum dedim. Berk Bey geldi hastanede şimdi yanımıza geliyor dedi. Aylin sürekli elimi tutup saçlarımı okşuyordu. Ve ben tüm konsantremi klasik müziğe vermiştim. Ayrıca birazdan epidural alacaktım ve her şey daha rahat olacaktı. 
Berk Bey odaya girdi, nst’ye baıp beni nst’den çıkardılar, nihayet ayağa kalkabildim.Alttan muayene yaptı ve 8-9 cm açıldığımı söyledi. Epidurale gidelim dedim ve işte şok edici gerçek: Bu saatten sonra epidural yapamam. Son faza geçtik artık. O noktada ben kontrolümü yitirdim. Adama tutunmak istedim Beeerk epiduraaal dedim, bırakın beni sanırım bayılacağım dedim, panik oldum. Yaklaşık 15 dk kendimi kaybettim ve kusuyorum dedim. Kırmızı mor bir şeyler kustum. Hatta odanın ortasına kusmaktan utanacaktım Berk Bey hadi kus dedi. Anneannem kapının ordaydı. ” Kan kusuyorum” dedim, ebe Cihannur güldü ” sen ne yedin akşam ” dedi. Anneannem ordan seslendi: Kara üzüm yedi. Meğersem doğumun son aşamasına gelinince kusmak çok doğalmış. Ve kendinizi kaybedebiliyorsunuz. Berk Bey demişti, 7-8 cm artık pes etme noktasıdır, bir an gelir yapamayacağım dersin ya işte o en son noktadır. Her zamanki gibi yine dediklerinde haklıydı. Ebe beni soydu, yardımcı hemşireyle beraber ılık bir duş aldırdılar. Cidden büyük rahatlık ! Aslında suni sancı takılı olmasa sürekli duşta kalabilirmişim ama suni sancı olduğundan duşta geçiremedim. Son etapta suni sancıyı kestiler. Duşta yaklaık 10 dk kaldım, ” ne olur beni hemen çıkarmayın” dedim. Ebe de güldü: Burda mı doğuracaksın? Duşta doğum bizi biraz zorlar dedi 🙂

Ve duş çıkışı hazırdım, 9-10 cmlik açılmam vardı. Sancıdan iki büklüm olduğumu ve yere yatıp köpek pozisyonunda rahatladığımı anımsıyorum. Giydirildim. Berk Bey, kocam Misak’a demiş: Çok şanslı, bu kadar hızlı bir ilk doğum, açılma tamam.” Ve Aylin elimi tutarken, gözlerimi kapadım, klasik müzik ve nefese yoğunlaştım, doğumhaneye indik. İnanın doğumhanenin hangi katta olduğunu filan sonra öğrendim, dünya umrumda değildi o sırada, gözlerim kapalı, sancıları karşılıyordum.
Doğumhaneye alındığımda bir süre herkesi dışarı aldılar, hazırladılar beni. Anneannem ile Misak kapıda bekliyordu. Aylin diye sayıkladım , nihayet Aylin içeri alındı. Aylin sağ yanıma geçip elimi tuttu, saçlarımı okşadı, müzik çalmaya devam etti telefonundan. Odada birkaç kişi daha vardı sanırım yenidoğan hemşiresi doktoru vb. Berk Bey şöyle dedi: Eğer istediğim gibi ıkınırsan 10 dakikalık işimiz var. Yok hayır, benimki 40 dakika sürdü, 3e yirmi kala gibi doğumhanedeydim, tam karşımda saat duruyordu. Ve Berk bey dedi ki: Biz  sen yönlendireceksin. Sancı geldiğinde söyle, ve biraz bekle şiddetlenince tüm nefesini tut ve büyük tuvaletin var gibi ıkın. Evet bunu biliyordum, eğitimde ve kitaplardan öürenmiştim. Ara ara düzgün ıkındım fakat ister istemez ıkındığımı zannederken karnımı şişiriyormuşum. Alt bölgemde ciddi bir yanma hissediyordum. Misak aralık duran kapıdan bakıp izliyormuş, Berk Bey demiş: Napıyorsun orda, ya gel ya da çık”. Bir ara Berk Bey dışarı çıkıp bilgi vermiş: Karnını şişirip durmasa, çoktan doğuracak. Sancı arasında nefes alıp veriyordum kısık kısık. ” Nefesini böyle boşa harcama, ıkınmaya sakla ” dedi Berk Bey. Bir ara ebeyi kendi yerine aldı ve sanırım Cihannur’a karnıma nasıl basıtracağını gösterdi. Cihannur ebe, dirseğiyle göğüs kafesimin altında bastırdı. Aylin bana cesaret veriyordu: Evet Burcu, oluyor, yapacağız , devam et gibilerinden. Susadığımı hatirliyorum çünkü yatış yaptığımdan beri su vermmeişlerdi. Lütfen dedim dudaklarım çatladı. Ebe, dudaklarımı ıslak pamukla sildi. Bu arada Berk Bey ve diğerleri sancıyı beklerken sohbet ediyorlar. ” İki mayomu da tatilde unutmuşum.” dedi Berk Bey birilerine sonrada dönüp bana ” Görüyorsun Burcu Hanım, herkesin derdi başka” dedi. Beni rahatlatmaya çalışıyorlardı ama ben ses istemiyordum, şşşşt diyordum sürekli susun anlamında, susuyorlardı. Berk Bey bir ara Aylin’e çaldığı müzikleri sordu. Tabi buralar çok hayal meyal bende, çünkü tamamen nefese odaklanmıştım. Sadece bir ara ” epizyootmi yaparken uyuşturun” dedim ve Berk Bey ” epizyotomiye gerek yok doğal akışına kalacak” dedi.
Bir ara koluyla geliyor gibilerinden bir şeyler duydum sanırrım tam anımsamıyorum. Sancı geldiğinde ebeye geldi diyordum, Berk Bey bekle diyordu, ve saaniyeler sonra sanırım elini içime sokuyordu. Ve nihayet böyle devam eden süreçte, son şiddetli sancımda Aylin elimi sıkıca tutarken bana ” Evet Burcu, yapabilirsin, hadi bakalım, geliyor şimdi” diye moral verdi. Tüm nefesimi tutup büüyk tuvaletimi yapar gibi ıkındım. Hissediyordum yanmayı, bir daha ıkındım, Berk Bey ” evet işte böyle bir daha” dedi ve son gücümle bir kez daha ıkındım. Neden o anın adına ateş çemberi dendiğini anladım. Çünü yangın gibiydi ve içimden balık gibi bir şeyin kaydığını hissettim. Saat 3.30’da oğlum kucağımdaydı. Ve bitmişti. Evet, ciddiyim, bir anda tüm acı geçti ve gitti. Biliyordum vücudum tüm sevgi hormonlarını ve endorfini üst düzeyde salgılıyordu o anda, o yüzden acı yoktu. 
Kollarımın arasında oğlum varken, Berk Bey ufak bir yırtığım olduğunu, 4-5 dikiş atacağını söyledi ve iğne yaptı alt bölgeye. Bir kez daha ıkın dediğinde plasentamda çıkmıştı. Bunların hiçbirini hissetmedim bile. 
Kocam Misak, kapının aralık kısmından tüm süreci izlemiş ve oğlumuzun çıkış anını görmüş. ” Berk Bey’in iki eli içerideydi zaten” dedi. Göbek kordonu o kadar uuzndu ki iyi ki karnımda daha fazla durmamış oğlum, belki dolanabilirmişte.
37. haftada kendi isteğiyle, ve benim aylardır imgelediğim şekilde, kolayca dünyaya geldi. 50 cm boyunda ve 3.100 gr ağırlığında sağlıklı bir bebek 🙂
Yıkamadılar oğlumu, ki bu da çok hoşuma gitti. Çünkü okuduğum doğal doğum kitaplarında bebeğin verniks ile kalmasının ve vücudun onu iyice emerek tüketmesinin sağlığından bahsediliyordu. Ayrıca sadece ben odama çıkana kadar uzak kaldık. Bir diğer güzel şey de kimi hastanelerdeki gibi bebek odasına getir götür yapmıyorlar, ilk saatten itibaren hep odamızdaydı. 
20170904_113659
4 çeyrek gibi odamdaydım, hemen su içtim,oğlumu getirdiler ve emzirdim, kolostrum alması çok önemliydi. Saat 6’da kahvaltı getirdiler kurt gibi açtım hepsini yedim. 
5 Eylül öğlen vakti de taburcu olup eve geldim.
Aylin, 4 bucuk gibi eve döndü. Canım dostum, tüm süreçte harika bir iş çıkardı. Bana hep sevgi ile yaklaştı, saçlarımı okşadı, ve müzik listesi on numaraydı.
Anneannem, benim birtanem, mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Her daim dirayetli bir kadındır, galiba ona çekmişim.

Berk Bildacı, gerçekten harika bir doktor. Onun rahatlığı hamilelik boyunca kendimi bana da rahat hissettirdi. En son randevumuzda, 29 Ağustos’ta yorgun gözüküyordu, sabaha karrşı doğum yaptırdım demişti. İlk doğumuydu 1’de geldi 5 buçukta doğurdu umarım sende öyle olursun demişti. Çok içten dilemiş galiba ki aynen öyle oldu 🙂
Kocam Misak, seni çok seviyorum. Kan görmeye dayanamayan ve iğne bile olmaktan kaçınan kocam, lohusa külodumu değiştirdin, doğum sancılarında espri yapıp güldürmeye çalıştın ( gülmek rahim açılmasını kolaylaştırıyor diye okumuştuk) ve sancının en şiddetli yerinde sese bile tahammül edemediğim noktada midesine yumruk attım:) Oğlumuzun doğum anını gördü, hastane odamızda uykusuz başımızı bekledi, sevgisiyle daima yanımdaydı. Ve bugün bir haftalık olan oğlumuza bakarken de hep yanımda. Geceleri süt sağıp bıraktığımda beni bir iki saatlik uyutup kendisi bebeği doyuruyor. Biz olmanın en güzel halini yaşıyoruz. 
 NOT: BU YAZIYI ARAT BIR HAFTALIKKEN YAZMIŞTIM ŞU AN 2. AYINI BİTİRMESİNE GÜNLER KALDI. RESMEN ZAMAN GEÇİP GİDİYOR...
BURCU AŞÇI GÖZOĞLU
KASIM 2017
ISTANBUL 

12 yorum:

deeptone dedi ki...

ayyyyy oleeeeey allah analı babalı büyütsün :) ha haaa bu yazını bloguma koyayım bir ara. bırak artık sen kitap okumayı yazmayı filan :)

Kısaca Dodi dedi ki...

Allah analı babalı büyütsün müthiş bir duygu 😊

Burcu Gözoğlu dedi ki...

Hahaa okumak yazmak bir sure hayal;paylaş kuzum ve teşekkürler dileklerin için ;)

Burcu Gözoğlu dedi ki...

Coook teşekkürler evet tarifsiz bir duygu :)

deeptone dedi ki...

koydum bilokuma ciciiiii :)

Pınar Çobanoğlu dedi ki...

Sağlıklı sıhhatli mutlu uzun bir ömrü olsun inşallah 😊 okurken çok duygulandım. Gerçekten harika 💕

YILDIZ dedi ki...

Deepton'u takip ederek izinizi buldum. Evladınızı sağlıklı mutlu ömürler dilerim. Sevgiler :))

Ebemkuşağı dedi ki...

Sizinle birlikte sağlıklı güzel bir yaşam diliyorum yavrunuza...

Büşra Bayram dedi ki...

okurken ağladım resmen :( sanırım bunda 5 aylık hamile olmamın etkisi olabilir. Allah analı babalı büyütsünn, sağlıklı mutlu ömürler dilerimm

Seda Gülşah dedi ki...

Sağlıklı sıhhatli mutlu uzun bir ömrü olsun inşallah 😊

Burcu Gözoğlu dedi ki...

herkese coook tesekkur ederim :)

busenin_gezegeni dedi ki...

Sağlıklı uzun ömürlü olsun inşallah.Sayfanıza Deep in önerisiyle geldim ve severek takipteyim :) Ben de beklerim<3