27 Şubat 2018 Salı

Oğluma...

* Nisan'ın onunda cinsiyeti öğrendikten sonra, 14 Nisan'da kaleme aldığım şiir. Henüz karnımda 16 haftalık bir bebekti.


seyrü seferin sessizce
karanlık bir kafeste süregelir
bir tek senin anladığın dil,
damarlarımda çığıldarken

-ki ben bile bilmem kanımım kelimelerini

Kordon düşü, imgelemlerin haznesi
Artarken biriktirdiklerin bir avuç belleğinde
Azımsanmayacak bir sonsuzdur o bir avuç
Milyon yılın gizemi evrilmişken rahmimde
-           Çanlar çınlar minareli kubbesinin yıldızında,
-            Bir tek senin bildiğin alfa ve omega

Bir tutam saç, kaç çağ barındırır bünyesinde, haydi söyle?
Oturup konuşabilsek uzun uzun seninle, hangi kale zırhında
Savaştın ve kaç yüzyıl uzandın çimlerde, çiğ olup düşmeden
Koyu kış gecesinde minderime
-           Ah bir konuşsak şimdi, her şey  zihninde canlıyken
-           Ve unutmana henüz vakit varken dünyaya vereceğin nefesle

Belki bir Venedik tüccarı, belki de Güller Savaşı kılıçlısı
Ya da bir orta çağ inanlısı, kimbilir hangi cografyanın işçi sınıfı
Ya da bir dişil hıçkırığı, ki eril denizlere dalmış en kaotik sarkacında zamanın
Belki de bir Ayışığı Sonatı güz semasında
Karanlık kafesinde- ışık’ı bilen tek sen –
Süregelirken seyrü seferin
   Kanımın kokusu ve dokusu rahmimin
   Senin ilk anadilin.

Burcu A. Gözoğlu
14 Nisan 2017

Istanbul 



Hiç yorum yok: