7 Aralık 2018 Cuma

Gelincikler Açarken



Bir kitabı okurken yüreğimin sıkışması, uykularımın kaçması ve sonunda salya sümük ağlamam cidden çok nadirdir. Hatta bu üçünü bir arada daha önce hiç yaşamadım dersem yerinde olur. Gelincikler Açarken, gerek konusuyla gerek akıcı diliyle ve olanca gerçekliğiyle yaşamlarınıza damgasını vuracak nitelikte bir kitap.

Tamamen gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılan eserde, Bitlis Sason'da 1915 döneminde Ermenilerin hayatı ve nasıl da acımasız ve adaletsiz bir şekilde o hayatlarından koparıldıkları konu ediliyor. Yan komşuları olan Kürt köyü ile anlaşmazlıkları, hükümetin vaatlerde bulunarak Kürtleri Ermenilere karşı kışkırtması ve 1915 vahşeti döneminde köylerin nasıl talan edilip kadın ve küçücük kızların tecavüze uğraması ya da boğazlarının kesilip öldürülmesi.

Savaş vahşidir evet, ama politika daha da vahşidir. Hel ki insanoğlunun faşist duyguları görebileceğiniz en vahşi haldir. 

Yalnızca düğün günlerinde, o da komşu köy veya civardan kızlar kaçırılmasın diye silah taşıma izni olan, bunun haricinde  asla silahlanmasına izin verilmeyen, askere alınmayıp onun yerine vergi ödedtilen bir halkın erkeklerine, günün birinde '' artık vergi yok, siz de askere alınıyorsunuz' deyip onları toplamak ve daha dağı bile aşmadan katletmek...Sonrasında ise erkeksiz kalan ya da tek tük erkeğin yer aldığı köyleri basmak...Bu savaştan da vahşi  bir şeydir.

1915 var mıydı yok muydu, ama efendim onlar da şunu bunu yaptı gibi siyasal kavgalarınızı bu iletiye lütfen taşımayınız. Ya da siz bilirsiniz dileyen taşıyabilir ama ilgimi çekmiyor. Bunca zulmü yaşayan insanlar halen aramızda yer alıyor kimileri ya da yakın zamana dek hayattalardı. İnsanların ama özellikle de gözü yaşlı ve acısı asla dinmeyen kadınların hatıralarına da deli saçması diyecek kadar insanlıktan çıkmış olanlar varsa, kendilerinin vicdan muhakemesine gereksinimleri vardır. Bir de düşünün bakalım, Doğu'da pek çok kişinin '' aaa anneannem/ babaannem Ermeniydi'' demesini. Neden hiç dedeler Ermeni değildir? Ah küçük Sose, bu kitapta gözümün nuru küçük kız...Yüreğimi dağladın...

Tarihin tüm çıplaklığı ile akıcı bir dille ve sürükleyici anlatımla yer aldığı bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Belki de ortak acıda buluşabiliriz.

Burcu A. Gözoğlu
Aralık 2018
Istanbul

Hiç yorum yok: